|
43 - MEVDUD-İ ÇEŞTİ
(Rahmetullahi Aleyh)
Müminin firaseti
Hace Mevdud-i Çeşti,
kendi talebesiyle,
Bir gün, Belhten
çıktılar yolculuk
gayesiyle.
Buharaya gitmekti bu
yolculukta niyet.
Bir nehir kıyısına
ulaştılar nihayet.
Baktılar ki nehirde, tek
kayık çalışıyor.
İnsanları karşıya, ücret
ile taşıyor.
Lakin Hace Mevdudun,
hem de talebesinin,
Yanlarında, hiç para yok
idi o gün için.
Söylediler ise de bunu o
kayıkçıya,
Dedi: (Ücret almadan,
geçiremem karşıya.)
O zaman Hace Mevdud,
nehre doğru giderek,
Talebesine dahi (Takib
edin!) diyerek,
Çok kısa bir zamanda, o
ve talebeleri,
Yürümek suretiyle,
geçtiler hepsi nehri.
Az sonra kayıkçı da,
karşıya geçtiğinde,
Onları orda görüp, kaldı
hayret içinde.
Pek çok özür diledi
Hakkın bu velisinden.
Ellerini öperek, oldu
talebesinden,
Oradan, yollarına
ettiler yine devam.
Nihayet Buharada,
yolculuk oldu tamam.
Orada Hace Mevdud, bir
bayram sabahında,
Hace Abdülhalık-ı
Goncdüvani adında,
Bir Allah adamıyle
sohbet ederlerdi ki,
O an, zahid kılıklı biri
girdi içeri.
Sırtında eski hırka,
omuzunda seccade.
Ve elinde tesbihle
giriverdi bu halde.
Sahte bir tevazuyla
oturup aynı minval,
Hace Abdülhalıka eyledi
şöyle sual:
(Firaset-i müminden
sakının ey insanlar!
Zira o, Rabbimizin
nuruyla eder nazar.)
Böyle buyurmaktadır o
Resul-i mücteba.
Bu hadis-i şerifin sırrı
nedir acaba?
Buyurdu: (Sırrı o ki,
zünnarını keserek,
Tam müslüman olasın,
şehadet söyleyerek.)
O kimse şaşırarak, dedi:
(Allah korusun.
Bende zünnar mı var ki,
böyle şey söylüyorsun?)
Buyurdu ki: (Hırkanın
altındadır o zünnar.
Firaset nuru ile
görülüyor aşikâr.)
Bu kerameti görüp, insaf
etti münafık.
Şehadeti söyleyip,
müslüman oldu artık.
Hace Mevdud-i Çeşti, bir
gün sohbet ederdi.
İnsandan bahis ile,
vâzında şöyle derdi:
(Mahlukatın içinde, çok
acizdir şu insan.
Buna rağmen Allaha, o
eder en çok isyan.
Öyle zelil olur ki, o bu
isyanlarıyle,
Ondan nefret ederler,
hatta şeytanlar bile.
Hayret ki, Rabbi ona
ettikçe bol bol ihsan,
O, bunlara karşılık
yapar hep günah, isyan.
Halbuki olmasaydı,
Rabbin ona ihsanı,
Kim kurtarabilirdi her
şerden o insanı?
Kendisini yaratan, her
an varlıkta tutan,
Odur hem kendisini
koruyan her korkudan.
Beşikten ta mezara,
rızkını verir de hep,
O, yine Sahibine isyan
eder ruz-ü şeb.
Lakin tövbe edip de,
ibadet etse eğer,
Öyle aziz olur ki, gıbta
eder melekler.)
|