|
43 - MEVDUD-İ ÇEŞTİ
(Rahmetullahi Aleyh)
Ölüm elbette vardır
Hace Mevdud-i Çeşti,
aldığı işaretle,
Tahsil-i ilim için,
yollandı hemen Belhe.
O, Belhe geldiğinde,
karşıladı onu halk.
Çok hürmet gösterdiler,
yanında toplanarak.
Ve lakin orada da, ona
haset ettiler.
Kendisini imtihan etmeye
yeltendiler.
Geldiğinin ertesi olan
Cuma gününde,
Toplandı dörtyüz kişi o
yerin camiinde.
Her biri sual sordu
zahiri ilimlerden.
O, hepsine çok güzel
cevaplar verdi hemen.
Sonunda dediler ki: (Bu
kadar âlimsiniz.
Öyle ise ne için kaside
dinlersiniz?)
Buyurdu ki: (Dinlerim
ara sıra ve ender.
Büyüklerimizden de, var
idi dinleyenler.
İbrahim ben Edhem de,
bir zattı evliyadan.
O dahi kasideyi dinlerdi
zaman zaman.)
Dediler ki: (Ama o,
uçuyordu havada.
Sen de öyle yaparsan,
inanırız sana da.)
O zaman Hace Mevdud, kuş
gibi uçtu hemen.
Az sonra gelip girdi
uçarak pencereden.
Onlar, inatlarına yine
devam ettiler.
Kendisinden, başka bir
keramet istediler.
Dediler: (Bu hareket,
şeytani olabilir.
Zira sihirbazlar da bu
işi yapabilir.
Şu taş, senin sıdkına
olursa eğer şahit,
Rahmani olduğuna
inanırız o vakit.)
Hace Mevdud, o taşa
eyledi bir işaret.
Taş, onun davetine hemen
etti icabet.
Geldi yuvarlanarak bu
velinin yanına.
Sonra, dile gelerek
başladı beyanına.
Dedi: (Ey müslümanlar,
bu zat büyük velidir.
Her işi dine uygun,
doğru ve rahmanidir.)
Taş, bu sözü üç defa
söyleyip, tekrar yine,
Yuvarlanıp, oradan avdet
etti yerine.
Bu kerameti dahi görünce
o insanlar,
Büyüklüğünü bilip,
talebesi oldular.
Buyurdu: (Ey insanlar
ölüm vardır, bu kati.
Ahirette bulunur her
şeyin hakikati.
Orada iki yer var, ya
Cehennem, ya Cennet.
İnsanlar, bu yerlerde
kalırlar ilel ebed.
Dünyadaki işlerden,
sorulur ince ince.
Cehenneme atılır cevap
veremeyince.
Ameller, karşılıksız
kalmıyor burada hiç.
Ya ebedi bir azap, ya da
sonsuz bir sevinç.)
Buyurdu: (Kötülerle
etmeyin arkadaşlık.
İyilerle oturup kalkmaya
bakın sık sık.
Güçlü insan olarak
bilirim ki ben şunu,
Nefsine hakim olup,
yapmaz bir arzusunu.
Bir insan ki, nefsini
etmemiştir terbiye,
Onun hiçbir sözünden,
fayda gelmez gayriye.
Allahtan çok korkanın
şudur ki alameti,
Düşünür gece gündüz ölüm
ve ahireti.
Yemek ile içmeyi hiç
düşünmez o hatta.
Kendini, yolcu gibi
hisseder bu hayatta.
Mahcup ve edeplidir,
önündedir başı hep.
Ahirete maildir, dünyayı
etmez talep.)
|