|
42 - EBÜLLEYS-İ
SEMERKANDİ
(Rahmetullahi Aleyh)
Mahşerdeki dünya
İslam âlimlerinden
Ebülleys Semerkandi,
Çok eser yazmış olup,
sahib-i irfan idi.
Buyurdu: Kardeşlerim,
dünyaya az muhabbet,
Kulu, Hak teâlâdan
uzaklaştırır gayet.
Kıymet vermediğinden
veliler bu dünyaya,
Çok yakın olmuşlardır
Allahü teâlâya.
Rabbimiz, bu dünyaya,
suret verip mahşerde,
Bulundurur herkesin
göreceği bir yerde.
Saçları darmadağın,
birbirine karışmış.
Gözleri mosmor olup,
dili dışarı sarkmış.
Sivri köpek dişleri,
uzamış dışarıya.
Kara, çirkin suratlı,
benzer koca karıya.
O gün, mahşer halkına
nida eder bir melek:
(Bunu tanır mısınız,
bilen var mı?) diyerek.
Derler ki: (Hiç görmedik
ve asla tanımayız.
Onu tanımaktan da,
Allaha sığınırız.)
Melek der: (Ey insanlar,
bilirsiniz siz bunu.
Yine de tanıtayım bunun
kim olduğunu.
Uğrunda kavga eder, hani
dövüşürdünüz.
Hani birbirinizi vurup
öldürürdünüz.
En büyük arzunuzdu onu
ele geçirmek.
Uğrunda mubah idi, sizce
günah işlemek.
Hani övünürdünüz, onu
elde edince.
O yolda, çok yalanlar
söylerdiniz bir nice.
Sizi, âlimleriniz ederdi
de çok ikaz,
Siz, kulak vermezdiniz
onlara lakin biraz.
Kahpe kadın misali cilve
yapıp o yine,
Aldatıp, çekmiş idi sizi
hiylelerine.
İşte ey ehl-i mahşer,
bunu görürsünüz ya.
Çoğunuzu aldatan budur o
fani dünya.)
Sonra da, Cehennemden
zebaniler gelerek,
Ateşe götürürler onu
sürükleyerek.
Lakin o, Cehenneme yol
alırken bu sefer,
Bazı şeyler söyler ki,
işitir ehl-i mahşer.
Der ki: (Götürüyorlar ya
Rabbi beni, fakat,
Hani beni çok sevip,
aşık olan cemaat?
Bana tâbi olup da,
ardımca yürüyenler.
Hani seni bırakıp, bana
gönül verenler?
Ömrünü, benim için
tüketen ehl-i gaflet.
Hani benim arkamdan
gelen ehl-i şekavet?
Dün, kimler geldi ise
benim ile peş peşe,
Onlar da, ardım sıra
atılsınlar ateşe.)
Onlar, mahşer içinden
seçilip ayrılırlar.
Dünya ile birlikte,
ateşe atılırlar.
Ve lakin bakarlar ki,
şeytan dahi ateşte.
Toplanıp, bulunurlar ona
çok serzenişte.
Derler: (Senin yüzünden
bu bela geldi esas.
Bir şey yap da, bizleri
buradan eyle halas.)
O der ki: (Suçu niçin
bana yükletirsiniz?
Beni görmüş müydünüz
dünyada acaba siz?
Siz, suçtan kendinizi
tutuyorsunuz hariç.
Peki, bunda sizin de
suçunuz yok mudur hiç?
Siz, niçin dininizi
etmediniz hiç merak?
Ve niçin âlimlerden
dururdunuz hep uzak.
Âlimler sohbetine niçin
hiç gitmezdiniz?
Ezan okunurdu da, niçin
işitmezdiniz.
Siz, kendi kendinizi
attınız bu azaba.
Suçu, niçin üstüme
atarsınız acaba?)
|