|
41 - MUHAMMED BAKİ
BİLLAH
(Kuddise Sirruh)
Bir nazarı kâfiydi
Yine Baki Billahın,
insanlara şefkati,
Öyle fazla idi ki, mucib
idi hayreti.
Kıtlık vaki olmuştu,
Lahorda bir zamanlar.
Bir lokmacık ekmeğe,
muhtaç oldu insanlar.
Öyle üzülürdü ki, buna
bütün kalbiyle,
Kendisi de yemezdi, çok
yemek olsa bile.
Derdi ki: (Kırılırken
açlıktan milletimiz,
İnsafla bağdaşır mı,
bizim yemek yememiz?)
Evine getirilen, çeşitli
yemekleri,
Yemeyip, fakirlere
dağıtırdı ekseri.
At ile gidiyordu,
Delhiye ekseriya.
Ve lakin fakirleri
görseydi yolda yaya,
Şefkatinden, kendisi
atından iniyordu.
O fakir kimseleri, ata
bindiriyordu.
Ve hatta kendisini
tanımasınlar diye,
Tebdil-i kıyafetle
giderdi çoğu kere.
Şehire yaklaşınca,
binerdi ata tekrar.
Ki, vakıf olmasınlar bu
haline insanlar.
Fazla olduğu gibi
şefkati insanlara,
Manevi himmeti de, çok
idi bundan daha.
İmam-ı Rabbani ki, en
yüksek talebesi.
Ondan yoğurt gelmişti,
bir Ramazan gecesi.
İmam, yoğurt kabını
verip talebesine,
Buyurdu: (Bunu götür,
hocamın hanesine.)
Baki Billah kalktı ve
açtı ev kapısını.
Ve o gelen kimseden,
aldı yoğurt kabını.
Yüzüne, şefkat ile bir
kere bakıp onun,
Buyurdu: (İsmin nedir,
nereden geliyorsun?)
Edeple kendisini
tanıtınca, o vakit,
Buyurdu ki: (Pekala,
haydi afiyetle git.)
Bu kadarcık görüşüp,
döner dönmez o geri,
Başladı kendisinde,
evliyalık halleri.
İmam-ı Rabbani de,
hayret edip bu hale,
Buyurdu ki: (Evladım, ne
oldu sana böyle?)
O, kendinden geçmişti,
dedi ki: (Bilmiyorum.
Her yerde bir nur var
ki, izah edemiyorum.)
Biri dahi vardı ki, tek
arzusu onun da,
Girip yükselmek idi,
evliyalık yolunda.
Başvurdu her çareye,
gördü çok kimseleri.
Ve lakin açılmadı manevi
kalp gözleri.
Halisane olarak edince
bir gün dua,
Ertesi gün kavuştu, bu
yüksek muradına.
O gün Baki Billahın
işitip kemalini,
Söylemeyi düşündü ona
gidip halini.
O sırada gördü ki,
gidiyor o da atla.
Koşturdu arkasından,
büyük bir iştiyakla.
Yaklaşıp tutuverdi,
atının dizginini.
Arzetti tasavvufa girmek
istediğini:
(Efendim, bu fakire
buyurun da bir himmet,
Açılsın kalp gözlerim
sayenizde nihayet.)
Muhammed Baki Billah,
atından indi yere.
Kucaklayıp, şefkatle ona
baktı bir kere.
Ve elini açarak, dua
etti hem dahi:
(Sen bunu, muradına
kavuşur ya ilahi!)
Onun bu duasını,
müstecab kıldı Allah.
Gafletten kurtularak,
Rabbine oldu agah.
O Allah adamının bir
nazar ve himmeti,
Sayesinde, o zatın
açıldı kalp gözleri.
|