|
38 - UBEYDULLAH-I AHRAR
(Kuddise Sirruh)
Zannederim ki
Ubeydullah-ı Ahrar,
Hakkın veli kuluydu.
Kalbi, Hak teâlânın
aşkıyla yanıyordu.
Nur parlardı yüzünde,
henüz o küçük iken.
Hak teâlânın zikri,
düşmezdi hiç dilinden.
Kendisi anlatıyor:
Mektebe gidiyordum.
Lakin Hak teâlâyı, bir
an unutmuyordum.
Öyle zannederdim ki,
herkes de, benim gibi,
Asla gafil olmayıp, hiç
unutmaz Rabbini.
Bir gün hava soğuktu,
mektebe gider iken,
Ayağım, bir çamura
batıverdi aniden.
Çamurdan kurtulmaya
uğraşırken o ara,
Pabucum, ayağımdan
batıverdi çamura.
Ben, o zaman bir müddet,
gafil oldum Allahtan.
Zira pabuçlarımı
düşündüm kısa bir an.
Karşıda, köylü bir genç,
çift sürerdi tarlada.
Düşündüm: Onun kalbi,
gafil değil şu anda.
O çiftçi, bir an bile
Rabbini unutmazken,
Ben nasıl gafil oldum,
biraz çamur yüzünden.
Pek fazla üzülmüştüm,
ben böyle düşünerek.
Ağladım hüngür hüngür,
gözyaşları dökerek.
Zira zannederdim ki,
şimdi bütün insanlar,
Allahtan bir an bile,
asla gafil olmazlar.
Büluğ yaşıma kadar, hep
böyle zannederdim.
Herkese, bu şekilde, hep
hüsn-ü zan ederdim.
Sonradan anladım ki,
meğer böyle değilmiş.
Bazı seçkin kullara,
nasip olurmuş bu iş.
Yine bir gün çocukken,
rüyada gördüm ki ben,
İsa aleyhisselam,
yanımda otururken,
Başımı okşayarak,
buyurdu ki: (Evladım!
Senin yetişmen için,
edeceğim ben yardım.)
Rüyamı anlatınca,
âlimler dediler ki:
(O, ölüyü dirilten bir
Nebi elbette ki.
Madem İsa Peygamber seni
yetiştirecek,
Öyleyse bu hasletten,
sana da verilecek.
Yani o dirilttiyse şu
ölmüş bedenleri,
Sen de dirilteceksin,
ölü olan kalpleri.)
Ubeydullah-ı Ahrar
buyurdu: Ey insanlar!
Bilin ki, önümüzde gayet
çetin günler var.
Ahirette herkese sual ve
hesap vardır.
Peygamber Efendimiz,
şöyle buyurmaktadır:
(Nasıl ki, sürüsünden
mesul ise bir çoban,
Siz dahi mesulsünüz,
çoluk çocuğunuzdan.)
Ayrıca, ihlas ile yapın
ki her ameli,
Mahşerde, onlar size
olsunlar faideli.
Rabbimiz buyurur ki:
(Siz, ibadetinize,
Riya sokmaz iseniz,
azap yapmam ben size.)
Yani tam ihlas ile,
yapılırsa ibadet,
Hak teâlâ o kula, hiç
azab etmez elbet.
|