|
38 - UBEYDULLAH-I AHRAR
(Kuddise Sirruh)
Himmet
Bir perşembe gününde,
Ubeydullah-ı Ahrar,
(Atımı hazırlayın!)
buyurup kalktı derhal.
Öğleden sonra idi, bindi
beyaz atına.
Semerkanttan, süratle
gitti gün batısına.
Bazı talebeleri, onu
takib ettiler.
Velakin Semerkantı
geçince o kimseler,
(Siz burada kalınız!)
deyip talebelere,
Sürdü kendi atını,
süratle ilerlere.
Akşam vakti, evine
dönünce tekrar geri,
Nereye gittiğini sordu
talebeleri.
Buyurdu: (Türk sultanı,
padişah Muhammed Han,
Şiddetle savaşırken
küffarla dün bu zaman,
Bizden yardım istedi,
ona gittim hız ile.
Zafer müyesser oldu,
Allahın izni ile.)
Hace Ubeydullahın
mahdumu Abdülhadi,
Der ki: Anadoluya
gittiğimde ben dahi,
Sultan Muhammed Hanın
evladı Bayezid Han,
Osmanlı devletinde
padişahtı o zaman.
Beni davet ederek, dedi:
(Ey Abdülhadi!
Babanın şemaili şöyle
şöyle mi idi?
Beyaz atı var mıydı?)
diye sordu o zaman.
Dedim ki: (Evet vardı,
binerdi ona bazan.)
Sonra dedi: (Pederim,
sultan Muhammed Han da,
Derdi ki: İstanbulu
fethedeceğim anda,
Bir perşembe gününde,
cenk kızıştığı zaman,
Yardım talep etmiştim,
Ubeydullah Ahrardan.
O an beyaz atıyla, bir
zat geldi yanıma.
En sıkışık bir anda,
yetişti imdadıma.
Onun gelmesi ile, hücuma
geçti erler.
Allahın izni ile, zafer
oldu müyesser.)
Ubeydullah-ı Ahrar
buyurdu: (Dinde cihad,
Sıkıntılı bir iştir,
onun için sabır şart.
Sabredenler kazanır,
hizmette kızmak olmaz.
Eğer öfke olursa,
muvaffak olunamaz.
Kötülük edene de,
yapmalıdır iyilik.
Hakiki mümin olan,
yapamaz çünkü kemlik.
Kim böyle davranırsa,
bulur rahat ve huzur.
Hatta ömrü uzayıp,
bedeni sıhhat bulur.)
Bir gün de buyurdu ki:
(Daima affedelim.
İnsanların aybını, ifşa
eylemeyelim.
Kim örtücü olursa
kulların günahını,
Allah da, kıyamette
örter onun aybını.
Nasıl davranmasını
istersen Rabbin sana,
Sen dahi öyle davran,
dünyada her insana.
Merhametli olursak,
merhamet olunuruz.
Eğer zulüm yaparsak, biz
de zulüm buluruz.
Müslüman, mütevazı,
alçak gönüllü olur.
Böyle davrandıkça da,
bulur rahat ve huzur.)
|