|
38 - UBEYDULLAH-I AHRAR
(Kuddise Sirruh)
İşlerin iyisi
Ubeydullah-ı Ahrar,
buyurdu ki bir kere:
(İnsan, hiç gitmemeli
bilmediği bir yere.
Haktan gayri her
şeyden, yüz çevirip
müslüman,
Allahü teâlâya
dönmelidir her zaman.
Bularak gönül ehli bir
islam âlimini,
Onun rehberliğinde,
düzeltmeli halini.
Bayezid-i Bistami, bir
gün sabah dersine,
Başlarken, bir durgunluk
gelmişti kendisine.
Toparlayamıyordu o bir
türlü zihnini.
Anladı hemen sonra, bu
halin sebebini.
Buyurdu: (Bir yabancı
var bugün içimizde.
Söyleyin, bulunmasın
bizim meclisimizde.)
Talebeler bakınıp,
kimseyi görmediler,
(Efendim, içimizde
yabancı yok) dediler.
Buyurdu: (Öyle ise,
bakın da, bu arada,
Yabancıya ait bir eşya
var mı burada?)
Talebeler, dergahta her
tarafa baktılar.
Gördüler ki, bir yerde
bir yabancı asa var.
Gelip haber verince,
bunu kendilerine,
O asayı çıkartıp, devam
etti dersine.
Ubeydullah Ahrarın bir
sohbetinde dahi,
Yine aynı şekilde,
olmuştu böyle vaki.
Talebesinden biri,
fasıklardan birinin,
Gömleğini giyerek,
sohbete geldi o gün.
O zaman buyurdu ki
Ubeydullah-ı Ahrar:
(Bu gün meclisimizde,
yabancı bir koku var.)
Bakındı talebeler, bu
yabancı kim? diye.
O zaman üstadları döndü
o talebeye.
Buyurdu ki: (O koku,
senden geliyor oğlum.
Bir fasığın gömleği
sende var sanıyorum.)
O talebe, dışarı çıktı
hemen odadan.
Gömleğini değişip, avdet
etti tekrardan.
O zaman o büyük zat,
huzur-u kalple yine,
Gayet rahat olarak,
devam etti dersine.
Bir gün de buyurdu ki:
(Namaz, dinde direktir.
Zira müslüman demek,
sanki namaz demektir.
İşin başı namazdır,
mümindir namaz kılan.
Eğer kılmıyor ise,
şüphelidir o zaman.
Hiç özrü olmaksızın,
sırf tembellik ederek,
Beş vakit farz namazdan,
kazaya kalsa bir tek,
Azabı çetin olup,
Cehennemde yanmaktır.
Zira Rabbin emrini, bu,
hafife almaktır.
Acele kaza etmek
lazımdır o namazı.
Yoksa, zaman geçtikçe,
kat kat artar cezası.
Yani o farz namazı, kaza
edecek kadar,
Sonra boş ve müsait
geçtikçe dakikalar,
Ateşte yanacağı müddet
de çoğalır hep.
Öyleyse kul Rabbinden,
etmeli haya, edep.)
|