ŞİİRLERLE MENKIBELER

BUHARA EVLİYÂLARI

 

1.Cild

  Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhara Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

38 - UBEYDULLAH-I AHRAR (Kuddise Sirruh)

İşlerin iyisi

 

Ubeydullah-ı Ahrar, buyurdu ki bir kere:

(İnsan, hiç gitmemeli bilmediği bir yere.

 

Hak’tan gayri her şeyden, yüz çevirip müslüman,

Allahü teâlâya dönmelidir her zaman.

 

Bularak gönül ehli bir islam âlimini,

Onun rehberliğinde, düzeltmeli halini.

 

Bayezid-i Bistami, bir gün sabah dersine,

Başlarken, bir durgunluk gelmişti kendisine.

 

Toparlayamıyordu o bir türlü zihnini.

Anladı hemen sonra, bu halin sebebini.

 

Buyurdu: (Bir yabancı var bugün içimizde.

Söyleyin, bulunmasın bizim meclisimizde.)

 

Talebeler bakınıp, kimseyi görmediler,

(Efendim, içimizde yabancı yok) dediler.

 

Buyurdu: (Öyle ise, bakın da, bu arada,

Yabancıya ait bir eşya var mı burada?)

 

Talebeler, dergahta her tarafa baktılar.

Gördüler ki, bir yerde bir yabancı asa var.

 

Gelip haber verince, bunu kendilerine,

O asayı çıkartıp, devam etti dersine.

 

Ubeydullah Ahrar’ın bir sohbetinde dahi,

Yine aynı şekilde, olmuştu böyle vaki.

 

Talebesinden biri, fasıklardan birinin,

Gömleğini giyerek, sohbete geldi o gün.

 

O zaman buyurdu ki Ubeydullah-ı Ahrar:

(Bu gün meclisimizde, yabancı bir koku var.)

 

Bakındı talebeler, bu yabancı kim? diye.

O zaman üstadları döndü o talebeye.

 

Buyurdu ki: (O koku, senden geliyor oğlum.

Bir fasığın gömleği sende var sanıyorum.)

 

O talebe, dışarı çıktı hemen odadan.

Gömleğini değişip, avdet etti tekrardan.

 

O zaman o büyük zat, huzur-u kalple yine,

Gayet rahat olarak, devam etti dersine.

 

Bir gün de buyurdu ki: (Namaz, dinde direktir.

Zira müslüman demek, sanki namaz demektir.

 

İşin başı namazdır, mümindir namaz kılan.

Eğer kılmıyor ise, şüphelidir o zaman.

 

Hiç özrü olmaksızın, sırf tembellik ederek,

Beş vakit farz namazdan, kazaya kalsa bir tek,

 

Azabı çetin olup, Cehennemde yanmaktır.

Zira Rabbin emrini, bu, hafife almaktır.

 

Acele kaza etmek lazımdır o namazı.

Yoksa, zaman geçtikçe, kat kat artar cezası.

 

Yani o farz namazı, kaza edecek kadar,

Sonra boş ve müsait geçtikçe dakikalar,

 

Ateşte yanacağı müddet de çoğalır hep.

Öyleyse kul Rabbinden, etmeli haya, edep.)

 

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan