|
38 - UBEYDULLAH-I AHRAR
(Kuddise Sirruh)
Dünya sevgisi
Ubeydullah Ahrara bir
gün geldi bir kadı.
Dedi ki: (Bana dahi
anlatın hakikatı.
Ben de, size talebe
olmayı istiyorum.
Ben dahi bu şerefe
kavuşayım diyorum.)
Bu kişi, her ne kadar
yalvardıysa da, fakat,
Ubeydullah-ı Ahrar
etmedi hiç iltifat.
Her gün gelip giderdi,
kabul olayım diye.
Yine kabul etmedi onu
talebeliğe.
Diğer talebeleri, durumu
görürlerdi.
Hikmetini bilmeyip, çok
merak ederlerdi.
Biri dayanamayıp, arz
etti ki nihayet:
(Efendim, onun hali
malumunuzdur elbet.
Kabul olmadım diye, çok
fazla üzülüyor.
Boynu bükük ve mahzun,
kabulünü bekliyor.)
Cevaben buyurdu ki
Ubeydullah-i Ahrar:
(Evladım, o kişinin
gönlünde dünyalık var.
Bir kimsenin kalbinde,
varsa dünya sevgisi,
Onun, hiç yolumuzda
olmaz istifadesi.
Hatta on sene sonra,
ereceği mevkiye,
Hırslı olan, yakışmaz
burda talebeliğe.
Böyle olan birine,
büyüklerin yolunu,
Anlatmak uygun olmaz,
düşünmeyin siz onu.)
Bu hadiseden sonra, on
yıl geçti aradan.
Ubeydullah-ı Ahrar göç
etti bu dünyadan.
O kadı, on yıl sonra
(baş kadı) olmuş idi.
Bu halinden ötürü,
gayetle sevinçliydi.
Lakin artık bu yola
girmek için, kalbinde,
Bir arzu kalmamıştı, bu
işin akabinde.
Talebeler, görünce
ondaki bu halleri,
Dediler: (Hocamızın
çıktı kerametleri.
Kalbinde, mevki makam
düşüncesi var diye,
Kabul buyurmamışlar onu
talebeliğe.)
Ubeydullah-ı Ahrar
buyurdu: (Ey insanlar!
Allahın, biz kullara
nice nimetleri var.
Bunların içinde de, en
kıymetlisi vardır.
O da, bir evliyayı ona
tanıtmasıdır.
Yani seviyor ise, bir
kulu Allah eğer,
Ona, bir evliyayı
tanımak nasip eder.
Tadı, veliler ile gelir
her memleketin.
Bir yerde veli varsa,
tadı vardır o yerin.
Velhasıl saadete
kavuşabilmek için,
Şu üç şartı yapması
lazım gelir kişinin.
Birincisi, dinini
öğrenmektir iyice.
Felaha kavuşulmaz din
öğrenilmedikçe.
İkincisi ameldir, yani
öğrendiğini,
Nefse zor gelse dahi,
yapmaktır herbirini.
Üçüncüsü, her işi Allah
rızası için,
Halisane niyetle
yapmasıdır kişinin.
|