|
38 - UBEYDULLAH-I AHRAR
(Kuddise Sirruh)
Çabuk çıkın evlerden!
Evliyanın büyüğü,
Ubeydullah-ı Ahrar,
Taşkente gidiyordu,
mevsim güzel, ilkbahar.
Yolda akşam olunca,
talebesinden olan,
Birisinin evinde,
misafir oldu o an.
Yatma vakti gelince,
çağırıp talebeyi,
Buyurdu ki: (Evladım,
yanımda yat sen dahi.)
(Peki efendim) deyip,
çekildi bir kenara.
Uykuya dalmıştı ki, bir
ses duydu o ara.
Tam gece yarısında,
sordu ki mübarek zat:
(Uyuyor musun, yoksa,
uyanık mısın evlat?)
Talebesi dedi ki:
(Uyumuyorum şu an.)
Ubeydullah-ı Ahrar
buyurdu ki o zaman:
(Hemen kalk yatağından,
burada durma artık.
Topla eşyalarını ve
derhal dışarı çık.
Ve uyandır acele, bu
mahalle halkını.
Herkes alsın yanına,
kıymetli mallarını.
Beni takib ederek,
peşimden gelin hemen.)
Böyle deyip, süratle
dışarı çıktı evden.
Yöneldi bir tepeye,
hızlı adımlar ile.
Onu takib ettiler,
insanlar da hız ile.
Tam tepenin üstüne
toplanıp o insanlar,
Dediler: (Niçin geldik
buraya, bir şey mi var?)
Onlar böyle söylerken, o
anda birdenbire,
Yukardan bir sel kopup,
iniverdi şehire.
Önüne ne geldiyse, ağaç,
kaya, ev, duvar.
Alıp götürüyordu, helak
oldu çok mallar.
Sel, kısa bir zamanda
harab etti her yeri.
Öyle ki, daha önce
gelmemişti benzeri.
Sellere kapılmaktan
kurtulanlar, o gece,
Onun kerametini
anladılar böylece.
Bu Harikuladeyi görünce
böyle hepsi,
O gün, can-ü gönülden
oldular talebesi.
O zat buyuruyor ki: (İki
tür günah vardır.
Birisi, Allah ile kullar
arasındadır.
İkinci tür günahlar,
kulların birbiriyle,
Münasebetlerinden
olurlar tamamiyle.
Birinci tür günahı, olsa
da büyük, ufak,
Ya ceza verir, ya da,
affeder cenab-ı Hak.
Kullar arasındaki
günahlara gelince,
Bunlarda, kulların da
hakkı vardır bir nice.
Bu türlü günahlarda,
adalet olacaktır.
Alacaklı, borçludan
hakkını alacaktır.
Lakin geçmez orada,
dünyadaki paralar.
Verilir sevap, ecir,
yüklenilir günahlar.
Bir liralık hak için,
yetmiş yıllık namazın,
Ecri, karşı tarafa
verilir, varsa yarın.
Yoksa, alacaklının
günahları alınır.
Borçluya yükletilip,
Cehenneme atılır.
|