|
38 - UBEYDULLAH-I AHRAR
(Kuddise Sirruh)
Kibirli olanı, ne Allah
sever,
ne de kullar.
(Kelam-ı kibar)
Dua istemek
Ubeydullah-ı Ahrar, pek
mütevazı idi.
Kimi görse, muhakkak bir
dua ister idi.
Kendisi anlatıyor: Büyük
küçük, hür köle.
Hiç tanımasam dahi,
karşılaşsam kiminle,
(Bana dua et) diye
yalvarıyordum içten.
Şayet dua ederse,
uçuyordum sevinçten.
Yine bir gün, başımdan
şu vaka geçti benim.
Verimli bir tarlası var
idi validemin.
Validem, o tarladan
kaldırdıkça buğdayı,
Bana da gönderirdi,
hisseme düşen payı.
Yine göndermiş idi, o
buğdaydan bir kere,
Ben de, o buğdayları
boşaltmıştım kilere.
Döndüğümde, gördüm ki
kilerde meşgul iken,
Dönüp gitmiş geriye, o
buğdayı getiren.
(Ne için o kimsenin
duasını almadım?)
Diye düşünerekten, çok
üzülüp ağladım.
Koşup hemen peşinden,
yetiştim en nihayet.
Yalvararak dedim ki:
(Lütfen bana dua et.
Belki senin duanla
bağışlar beni Rabbim.
Ve duan sayesinde,
düzelir belki halim.)
O kişi hayret edip, dedi
ki: (Ne dersiniz.
Herhalde başkasına beni
benzetirsiniz.
Ben cahilim, ilgim yok
bahsettiğin şey ile.
Yüz yıkamayı bile
bilemem layıkıyle.
Senin istediğin şey,
bende yok ki vereyim.
Ama madem istedin, bir
dua eyleyeyim.)
Ellerini kaldırıp, etti
ki öyle dua,
Açılma oldu hemen,
batınımda o anda.
Zira bir kul, bir kula
dua ederse eğer,
Rabbimiz o duayı,
elbette kabul eder.
Bu zat buyuruyor ki:
(Doğru kitap okuyun.
Faideli ilimle ruhunuzu
doyurun.
Nasıl beden muhtaçsa,
hergün gıda almaya,
Ruhun da ihtiyacı var
muhakkak gıdaya.
Bedenimiz, topraktan
yaratıldığı için,
Ondan çıkan şeylerdir
gıdası bu bedenin.
Mesela ekmek ve su, yine
sebze ve meyve.
Toprak mahsulü olup,
gıdadır bedenlere.
Ruh, âlem-i emirden
yaratılmıştır fakat.
Bedenin gıdasından,
alamaz lezzet ve tat.
İlim, sohbet, ibadet ve
Kur'an tilaveti.
İşte ruh, bu şeylerden
alır asıl kuvveti.
Gıdasını muntazam
alamayınca beden,
Nasıl ki zayıf düşüp,
hastalanırsa hemen,
Ruhun dahi gıdası
verilmezse eğer ki,
Zayıflar, hasta olur ve
hatta ölür belki.
Ruhun ölmesi demek,
imansız olmasıdır.
Cezası, ahirette ebedi
yanmasıdır. |