ŞİİRLERLE MENKIBELER

BUHARA EVLİYÂLARI

 

1.Cild

  Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhara Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

38 - UBEYDULLAH-I AHRAR (Kuddise Sirruh)

İkaz etti, ama...

 

(Ahmet Mirza) vardı ki, Semerkant sultanıydı.

Ubeydullah Ahrar’a gönülden tam bağlıydı.

 

Onun bir kardeşi de, (Sultan Mahmud) adında,

Hükümdardı o dahi Semerkant yakınında.

 

Bu sultan, biraderi Ahmet Mirza’ya karşı, 

Toprağına göz dikip, arzu etti savaşı.

 

Duyup Ahmet Mirza da, onun bu niyetini,

Ubeydullah Ahrar’a arz eyledi halini.

 

O dahi mektup yazıp, derhal Sultan Mahmud’a, 

Buyurdu ki: (Sana hiç yakışır mıydı bu da?

 

Siz, iki kardeş olup, birer hükümdarsınız.

Keşke birbirinize yardımcı olsaydınız.

 

Ben ikaz ediyorum, seni sevdiğim için.

Yoksa, sana dokunur neticesi bu işin.)

 

Çok ikaz ettiyse de, böyle Sultan Mahmud’u,

O, yine vaz geçmeyip, topladı büyük ordu.

 

Yürüdü pervasızca, geldi muhasaraya.

Bundan, çok korku geldi, sultan Ahmet Mirza’ya.

 

Zira biraderinin, çok üstündü ordusu.

Buydu Ahmet Mirza’nın endişesi, korkusu.

 

Ubeydullah Ahrar’a, bunu da arz ederek,

Dedi ki: (Bu orduya, imkansız güç yetirmek.)

 

Buyurdu ki: (Hiç korkma, olma sakın ümitsiz.

Allah’ın izni ile, biz bu işe kefiliz.)

 

Ve nihayet başladı, çok şiddetli bir savaş.

Düşman ilerliyordu şehire yavaş yavaş.

 

Gerçekten çok üstündü kardeşinin kuvveti.

Bir anda kırmışlardı, karşı mukavemeti.

 

Tam gireceklerdi ki düşmanlar Semerkant’a,

Kuvvetli bir kasırga kopuverdi bir anda.

 

Öyle şiddetliydi ki, göz gözü görmüyordu.

Düşmanlar, birbirini vurup öldürüyordu.

 

Askerler, atlarıyle başladı devrilmeye.

İmkan yoktu, bir adım bile ilerlemeye.

 

Hatta o askerlerin, öyle oldu ki hali,

Havaya uçarlardı kuru yaprak misali.

 

Ana-baba gününe dönmüştü sanki meydan.

Hiç kimse, diğerini görmezdi toz dumandan.

 

Kasırganın şiddeti, gittikçe artıyordu.

Atlar, sahiplerini çiğneyip kaçıyordu.

 

En son, Sultan Mahmut da, kaçtı harp meydanından.

Ordusu da toplanıp, kaçtılar hep ardından.

 

Ubeydullah-ı Ahrar buyurdu ki: (Ey Ahmed!

Geç ordunun başına, kaçanları takib et.)

 

Koşturup, altı fersah peşlerinden gittiler.

Çok düşman askerini, kılıçtan geçirdiler.

 

Himmet ve yardımıyle Ubeydullah Ahrar’ın,

Yine muvaffakıyet oldu Ahmet Mirza’nın.

 

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan