|
38 - UBEYDULLAH-I AHRAR
(Kuddise Sirruh)
Rüyada okuduk ya
Ubeydullah-ı Ahrar, bazı
talebesiyle,
Bir yere giderlerken
ziyaret gayesiyle,
Kağıt kalem istedi,
talebenin birinden,
(Ebu Said) yazdı ve
cebine koydu hemen.
Sonra da, bir fatiha
okudu onun için.
Hiç kimse, hikmetini
anlamadı bu işin.
Bir tanesi sordu ki:
(Efendim, az önce siz,
Ebu Said ismini, ne için
kaydettiniz?)
Buyurdu ki: (Bu, öyle
birinin ismidir ki,
Çok yakında, o olur bu
yerlerin meliki.
Semerkant, Horasan ve
Taşkenti de alarak,
Bütün bu bölgelere,
hükmeder tam olarak.)
Fazla geçmemişti ki o
günden itibaren,
Ebu Saidin ismi,
yükseldi hakikaten.
Meğer Ebu Said de, o
günün sabahında,
Evliyadan birini
görmüştü rüyasında.
O veli, kendisine dedi:
(Ya Eba Said!
Ubeydullah Ahrarın,
sohbetine sen de git.
Bak, o senin ismini
yazıp koydu cebine.
Ve fatiha okudu sırf
senin nusretine.
Bu devrin kutb'u odur,
Taşkenttedir hem şu an.
Koş onun hizmetine,
geçirme daha zaman.)
Uyanınca gördü ki,
tutulmuş kendisine.
Ve o gün yola çıktı,
Taşkent memleketine.
Varınca, ahaliden sordu
onun evini.
Ve öğrendi onlardan,
nereye gittiğini.
Daha sonra, atını
koşturdu o tarafa.
Onun muhabbetiyle
yanıyordu adeta.
Bu aşk ve heyecanla,
koşturdu o gün atı.
Ve nihayet yetişip,
gördü o veli zatı.
Ubeydullah Ahrarı görür
görmez o bizzat,
Dedi ki: (İşte budur,
rüyada gördüğüm zat.
Odur benim ismimi yazıp
cebine koyan.
Ve odur, benim için bir
fatiha okuyan.)
Attan inip, hürmetle
gidiverdi yanına.
Ve attı kendisini,
mübarek ayağına.
Bu görüşmeden sonra, o
gitti diyarına.
Hayli asker toplanıp,
birikti etrafına.
Semerkantı fethetmek
gayesiyle tekrardan,
Gelip himmet istedi,
Ubeydullah Ahrardan.
Buyurdu ki: (Bu işte,
nedir maksat ve niyet?
Eğer Allah içinse,
erişir yardım, medet.)
Ubeydullah Ahrarın
himmet ve duasıyla,
Semerkant üzerine yürüdü
ordusuyla.
Bir ara, Ebu Said baktı
ki cenk gününde,
Ubeydullah Ahrar da
gider ordu önünde.
Ondan kuvvet alarak,
verdi bir (Hücum!) emri,
İki saat içinde,
fetheyledi o yeri.
|