ŞİİRLERLE MENKIBELER

BUHARA EVLİYÂLARI

 

1.Cild

  Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhara Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

37 - BEHAÜDDİN-İ BUHARİ (Kuddise Sirruh)

Bensiz mi yiyordunuz?

 

Bir köyde, bu veliyi çok seven talebeler,

Bir evde toplanarak, bir araya geldiler.

 

Gayeleri, o akşam biraz sohbet etmekti.

Hace hazretlerinden konuşup bahsetmekti.

 

Dediler ki: (Burada olsaydı o da hazır,

Dökülürdü ağzından, bir nice hikmet ve sır.)

 

Sütlaç pişirmişti ki ev sahibi, o ara,

Getirdi bir kab ile, ikram için onlara.

 

Orta yere koyarak, dedi ki: (Kardeşlerim!

Haydi gelin, buyurun, hep birlikte yiyelim.)

 

Bu davet üzerine, yerlerinden kalktılar.

Oturup, ellerine birer kaşık aldılar.

 

Ve lakin o sütlaçtan, kimse yiyemiyordu.

Zira kimsenin eli, kıpırdıyamıyordu.

 

Sanki bağlanmış idi elleri herbirinin.

Uzanamıyorlardı sütlaca bunun için.

 

Hepsi, birbirlerine hayret ile bakarak,

Dediler ki: (Bu işte, bir hikmet var muhakkak.)

 

O sütlaçtan, hiç biri yemeden tek bir kaşık,

Çaresiz, o sofradan kalktılar hepsi artık.

 

O andan itibaren, geçmişti ki bir saat,

Teşrif etti o eve, birden o mübarek zat.

 

Herbirinin içine, doldu bir neşe, sevinç.

Zira onu, o vakit beklemiyorlardı hiç.

 

Buyurdu: (Kardeşlerim, ben Kasr-ı arifan'dan,

Bu köye gelmek için, yola çıktığım zaman,

 

Sütlacı, pişmek için, siz ocağa koydunuz.

Sonra, benden bahsedip, sohbete koyuldunuz.

 

Ben yarı yolda iken, pişti sütlacınız da.

Ve yemek istediniz, siz onu aranızda.

 

Nasıl yiyecektiniz ve lakin biz olmadan?

Bağladım elinizi, yiyemediniz ondan.

 

Onu yemek üzere, toplandınız siz, fakat,

Yoktu hiç birinizde, yemeğe güç ve takat.

 

Bir hikmet var diyerek, sofradan kalktınız hep.

Beni beklemek imiş, demek ki buna sebep.

 

Haydi, şimdi getirin o sütlacı ortaya.

Hep beraber oturup, yiyelim doya doya.)

 

Onlar, sevinç içinde sütlacı getirdiler.

Büyük huzur içinde, neşe ile yediler.

 

Yine bu büyük zata, yeni talebe olan,

Biri de, bir vakayı ediyor şöyle beyan:

 

Vakta ki nasip oldu bana da talebelik,

O gün, bir talebesi öğüt verdi bana ilk.

 

Dedi ki: (Yolumuzda, mühimdir haya, edep.

En çok buna riayet ederiz burada hep.

 

Mesela hocamızın evlerinden tarafa,

Ayak uzattığımız olmamıştır bir defa.)

 

Ben de, bir gün dışarda yatmıştım kısa bir an.

Gelip, ayaklarımı tekmeledi bir hayvan.

 

Fırlayıp kalktım hemen, çok acı hissederek.

Düşündüm ki: Bunun bir hikmeti olsa gerek.

 

O esnada, yaptığım o hatayı anladım.

Zira o eve doğru uzanmıştı ayağım. 

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan