|
37 - BEHAÜDDİN-İ BUHARİ
(Kuddise Sirruh)
Bensiz mi yiyordunuz?
Bir köyde, bu veliyi çok
seven talebeler,
Bir evde toplanarak, bir
araya geldiler.
Gayeleri, o akşam biraz
sohbet etmekti.
Hace hazretlerinden
konuşup bahsetmekti.
Dediler ki: (Burada
olsaydı o da hazır,
Dökülürdü ağzından, bir
nice hikmet ve sır.)
Sütlaç pişirmişti ki ev
sahibi, o ara,
Getirdi bir kab ile,
ikram için onlara.
Orta yere koyarak, dedi
ki: (Kardeşlerim!
Haydi gelin, buyurun,
hep birlikte yiyelim.)
Bu davet üzerine,
yerlerinden kalktılar.
Oturup, ellerine birer
kaşık aldılar.
Ve lakin o sütlaçtan,
kimse yiyemiyordu.
Zira kimsenin eli,
kıpırdıyamıyordu.
Sanki bağlanmış idi
elleri herbirinin.
Uzanamıyorlardı sütlaca
bunun için.
Hepsi, birbirlerine
hayret ile bakarak,
Dediler ki: (Bu işte,
bir hikmet var
muhakkak.)
O sütlaçtan, hiç biri
yemeden tek bir kaşık,
Çaresiz, o sofradan
kalktılar hepsi artık.
O andan itibaren,
geçmişti ki bir saat,
Teşrif etti o eve,
birden o mübarek zat.
Herbirinin içine, doldu
bir neşe, sevinç.
Zira onu, o vakit
beklemiyorlardı hiç.
Buyurdu: (Kardeşlerim,
ben Kasr-ı arifan'dan,
Bu köye gelmek için,
yola çıktığım zaman,
Sütlacı, pişmek için,
siz ocağa koydunuz.
Sonra, benden bahsedip,
sohbete koyuldunuz.
Ben yarı yolda iken,
pişti sütlacınız da.
Ve yemek istediniz, siz
onu aranızda.
Nasıl yiyecektiniz ve
lakin biz olmadan?
Bağladım elinizi,
yiyemediniz ondan.
Onu yemek üzere,
toplandınız siz, fakat,
Yoktu hiç birinizde,
yemeğe güç ve takat.
Bir hikmet var diyerek,
sofradan kalktınız hep.
Beni beklemek imiş,
demek ki buna sebep.
Haydi, şimdi getirin o
sütlacı ortaya.
Hep beraber oturup,
yiyelim doya doya.)
Onlar, sevinç içinde
sütlacı getirdiler.
Büyük huzur içinde, neşe
ile yediler.
Yine bu büyük zata, yeni
talebe olan,
Biri de, bir vakayı
ediyor şöyle beyan:
Vakta ki nasip oldu bana
da talebelik,
O gün, bir talebesi öğüt
verdi bana ilk.
Dedi ki: (Yolumuzda,
mühimdir haya, edep.
En çok buna riayet
ederiz burada hep.
Mesela hocamızın
evlerinden tarafa,
Ayak uzattığımız
olmamıştır bir defa.)
Ben de, bir gün dışarda
yatmıştım kısa bir an.
Gelip, ayaklarımı
tekmeledi bir hayvan.
Fırlayıp kalktım hemen,
çok acı hissederek.
Düşündüm ki: Bunun bir
hikmeti olsa gerek.
O esnada, yaptığım o
hatayı anladım.
Zira o eve doğru
uzanmıştı ayağım.
|