|
37 - BEHAÜDDİN-İ BUHARİ
(Kuddise Sirruh)
O
himmet olmasa
Talebesinden biri
anlatıyor ki şöyle:
Evden çıktım, hocamı
ziyaret gayesiyle.
Yolumun üzerinde, vardı
bir büyük ırmak.
Köprü var idiyse de,
baktım ki hayli ırak.
O esnada, kalbime bir
fikir geldi benim.
Dedim: (Suyun üstünden,
yürüyerek gideyim.)
Böyle şey yapmamıştım
hiç de o güne kadar.
Düşündüm ki: Muhakkak
bunun bir hikmeti var.
Büyük bir cesaretle,
Allaha güvenerek,
O ırmağın üstünden,
yürüdüm karşıya dek.
(Bu, bir keramet) deyip,
devam ettim yoluma.
O gün öğleye doğru,
kavuştum üstadıma.
Huzuruna girince,
buyurdu ki: (Evladım!
Seni gözetliyorum,
gelirken adım adım.
O suda yürümeyi, ben
getirdim aklına.
Sonra koydum elimi,
ayağının altına.
İstesem, kalbindeki o
hallerin hepsini,
Alır ve himmetimden
mahrum ederim seni.)
Ve bütün hallerimi
aldılar bende olan.
Kendimi kupkuru ve
ruhsuz buldum o zaman.
Sonra, geri vererek, bir
teveccüh ettiler.
Çok yüksek makamlara
beni ilerlettiler.
Esseyyid Burhaneddin
adında bir sevdiği,
Vardı ki, çok severdi o
dahi bu veliyi.
O, bir gün, bu velinin
bağda olduğu saat,
Ona, balık götürüp,
hediye etti bizzat.
Hace Behaeddin-i Buhari
hazretleri,
Alıp kabul buyurdu,
gelen bu hediyeyi.
Ateş yakıp, pişirmek
istediler o günde.
Lakin yağmur bulutu
belirdi gökyüzünde.
Sonra şimşek çakarak,
bir yağmur başladı ki,
Su, gökten kova ile
boşanıyordu sanki.
Buyurdu: (Burhaneddin,
dua et de Allaha,
Yağmur, bir müddet için
yağmasın bizim bağa.)
O da (Peki) diyerek,
etti şöyle tazarru:
(Ya ilahi, bu bağa
yağdırma bu yağmuru.)
Yağmur devam ederken her
yere fazlasıyle,
Yalnız o bağ içine,
yağmıyordu az bile.
Yine, (Mevlana Arif)
diye bir talebesi,
Var ki, şöyle anlatır
bir vakayı kendisi:
Diyor ki: Bir kış günü,
yok idi fazla soğuk.
Biz, hocamla birlikte,
bir yere gidiyorduk.
Bir miktar yol gidince,
baktık ki biz bir ara,
Hava birden sertleşip,
başladı tipi, bora.
Bir kar fırtınası ki,
göz gözü görmüyordu.
Soğuk ve kar, her yeri
kasıp kavuruyordu.
Lakin bu fırtına ve tipi
başladığında,
Bir ayakkabım bile, yok
idi ayağımda.
O an, büyük üstadım,
yerinde kıldı karar.
Gök yüzünden tarafa,
şöyle bir etti nazar.
Onun o bakışıyle, durdu
tipi, fırtına.
Kar yağışı ve rüzgar, o
anda erdi sona.
Sonra hava açıldı, oldu
günlük güneşlik.
Ondan sonra bir zahmet
çekmedik bir zerrecik. |