|
37 - BEHAÜDDİN-İ BUHARİ
(Kuddise Sirruh)
Üzülme, bekle biraz
Seyyid Emir Külal'in,
vardı ki bir evladı,
Emir Burhaneddindi hem
dahi onun adı.
O der ki: Otururken biz
bir gün evimizde,
Hazret-i Hace dahi, var
idi o gün bizde.
Mevlana Arif diye, vardı
bir din kardeşim.
Uzakta olduğundan,
çoktandır görmemiştim.
Öyle özlemiştim ki o
kimseyi o ara,
Derdim ki: Gelir mi ki,
o kişi buralara?
Hazret-i Hace'ye de,
eyleyince bunu arz,
Buyurdu: (Bunun için
üzülme, bekle biraz.)
Sonra kalktı yerinden,
çıkıp gitti bahçeye.
Bağırdı: (Ey Mevlana,
Buhara'ya gel!)
diye.
Sonra içeri girip,
buyurdu ki: (Ey Emir!
O, işitti sesimi,
inşallah yarın gelir.)
Ertesi gün olunca, hem
de sabah erkenden,
Çıkıp geldi o kişi oraya
hakikaten.
Ona, (Hoş geldin) deyip,
götürdüm evimize.
Dedim: (Nasıl oldu da,
teşrif ettin sen bize?)
Dedi: (Dün, bu saatte,
evimde otururken,
Hace hazretlerinin
sesini duydum birden.
İsmimle çağırarak, dedi:
(Gel Buhara'ya!)
Ben de, alel acele,
çıkıp geldim buraya.)
Onun talebesinden,
anlatır ki biri de:
İkamet ediyorduk önce
Taşkent ilinde.
Üstadımı görmeye
giderdim bazı vakit.
Bir gün, yine içimden,
ses geldi: (Hocana git!)
Hemen kavuşmak için, o
büyük evliyaya,
Aynı gün yola çıktım,
Taşkent'ten Buhara'ya.
Zevcem, yola çıkmadan
getirip biraz altın,
Dedi: (Bu altınları, koy
önüne o zatın.)
(Niçin gönderiyorsun?)
diye sordum hanıma.
Gizledi niyetini, demedi
yine bana.
Ben de ısrar etmeden,
aldım o altınları.
Gidince, üstadıma arz
eyledim onları.
O, tebessüm ederek,
buyurdu ki: (Ey filan!
Bana, çocuk kokusu gelir
bu altınlardan.
Ümid ediyorum ki,
yakında cenab-ı Hak,
Size bir erkek çocuk
verecektir muhakkak.)
O zaman ben anladım
zevcemin niyetini.
Ve gördük o duanın hemen
bereketini.
O büyük evliyanın,
yüksek dualarıyla,
Bize, bir salih oğul
bahşetti Hak teâlâ.
Talebeden biri de, bize
şöyle nakleder:
Bir yerde, üstadımla
bulunurduk beraber.
Bir gün, haber aldım ki
biraderim hakkında,
Dediler: (Vefat etti
Şemseddin Buhara'da.)
Hemen cenazesine
yetişebilmek için,
Hace Behaeddinden
istedim gidip izin.
Buyurdu: (İstiyorsan,
Buhara'ya git, fakat,
Şemseddin şimdi sağdır,
etmedi ki o vefat.
Ben, onun kokusunu
duyuyorum şu anda.
Hatta o bulunuyor, şimdi
çok yakınlarda.)
O an kapı çalındı,
açınca hayret ettim.
Zira girdi içeri,
neşeyle biraderim. |