|
37 - BEHAÜDDİN-İ BUHARİ
(Kuddise Sirruh)
Münakaşa yasaktır
Bu zatın var idi ki,
gençten bir talebesi,
Çoktu bu üstadına
muhabbeti, sevgisi.
Behaeddin Buhari ona
dedi: (Ey filan!
Her zaman beni yad et,
çıkarma hatırından.)
O talebe diyor ki: Bu
emir mucibince,
Onu unutmamaya
çalışırdım gün gece.
Bir sene, babam ile hac
yoluna çıkmıştık.
Ve bir müddet sonra da,
Hirata ulaşmıştık.
Seyrederken Hirat'ın bir
kısım yerlerini
Unuttum bir aralık Hace
hazretlerini.
Unutmakla birlikte,
bendeki her iyi hal,
Manevi hasletlerim
gittiler benden derhal.
Sanki feyiz kesildi,
uzaklaştı her nimet.
Sanki geri alındı, o
tasarruf ve himmet.
Kendimi, kupkuru bir
odun gibi hissettim.
Ne aşk kaldı kalbimde,
ne sevgi, hayret ettim.
Babam dedi: (Kurtulmak
istiyorsan bu halden,
Seni, başka veliye
götüreyim ben hemen.)
Babamın teklifini
istemedim ben fakat.
Dedim: (Zannederim ki,
bende var bir kabahat.
Üstadımın emrinden,
gafil oldum bir kere.
Bu yüzden duçar oldum,
böyle kötü hallere.)
Haccımızı yapıp da,
edince eve avdet,
Hocamın huzuruna vasıl
oldum nihayet.
O beni görür görmez,
buyurdu ki: (Ey oğlum!
Hirat'da, beni biraz
unuttun, biliyorum.
O anki gafletine hiç
üzülme, zira biz,
Bila kasıt yapılan
kusurları görmeyiz.
Lakin dostu unutmak,
dostluğa sığmaz evlat.
Hiç seven, sevdiğini
unutur mu bir saat?
O veliye gitseydin,
olmazdı faidesi.
Çünkü sen, bu menbadan
alıyorsun her feyzi.
Benim talebelerim, sanki
benim oğlumdur.
Başkasının, onlara
tasarruf haddi yoktur.)
Şöyle anlatıyor ki
talebeden biri de:
Münakaşa etmiştim
Nesef'te ben biriyle.
Bu yüzden, o kimsenin
kalbini incitmiştim.
Ve hem de kendisinden
özür dilememiştim.
Aynı gün, Buhara'ya,
hocama gittim, fakat,
Hiç bakmadı yüzüme,
etmedi hiç iltifat.
Araya koydumsa da, başka
talebeleri,
Olmadı onların da, yine
faideleri.
Sonunda çok yalvarıp,
arz ettim ki: (Ne olur,
Affedin bu fakiri,
olduysa hata, kusur.)
Buyurdu ki: (Nesef'te,
niçin o arkadaşa,
Kaba sözler söyleyip,
eyledin münakaşa?
Sen bilmiyor musun ki,
bir mümini incitmek,
Kâbeyi yıkmak gibi, bir
günahtır büyücek.
Ondan özür dileyip,
almadıkça helallık,
Bizim sohbetimize
almayız seni artık.)
(Peki efendim) deyip,
Nesef'e döndüm hemen.
Gidip özür diledim,
acele o kimseden.
Sonra haber verince,
bunu kendilerine,
Ancak kabul ettiler,
beni sohbetlerine. |