|
37 - BEHAÜDDİN-İ BUHARİ
(Kuddise Sirruh)
Onu nasıl tanıdım?
Bu zatın bir sevdiği
(Abdullah-ı Hacendi),
Vardı ki, bir vakayı
anlatır şöyle kendi:
Der ki: Ben gençliğimde,
bir rehber arıyordum.
Bir mürşidim olsa da,
hizmet etsem diyordum.
İçimdeki bu arzu,
dayanılmaz gibi hal,
Alınca, bulunduğum
Hacend'den çıktım
derhal.
Hakim-i Tirmizinin
kabrine en nihayet,
Gelip, onun ruhundan
istedim yardım, medet.
Sonra uyku bastırdı,
uyudum o arada.
Heybetli iki kişi
göründü o rüyada.
Onlardan bir tanesi,
bana buyurdular ki:
(Ben, Hakim-i Tirmizi,
Hızırdır yanımdaki.
Sen, tâbi olmak için,
kâmil mürşid ararsın.
Ve lakin hiç arama,
burada bulamazsın.
Oniki sene sonra, Kasr-ı
arifana git.
O mürşidi, orada
bulursun sen o vakit.
Behaeddin Buhari gelecek
ki o yerde,
İstifade edersin sen
ondan fevkalade.)
Uykudan uyanınca, oradan
döndüm geri.
Beklemeye başladım, o
dediği rehberi.
Lakin iki kimseye
rastladım ki sonra ben,
Salih zat oldukları,
belliydi hallerinden.
Baktım, konuşuyorlar
samimi ve ihlasla,
Diyorlar ki: (Bir insan,
mürşitsiz olmaz asla.)
Benim merak ettiğim
mevzu idi bu da tam.
Ben hemen yanlarına
sokulup, verdim selam.
Dedim: (Olur musunuz siz
bana rehber, delil?
Zira ben de ararım bir
kâmil-i mükemmil.)
Dediler ki: (Bu şehrin
falanca köyüne git.
Orada var şu anda,
ehliyetli bir mürşit.)
Ben bunu öğrenince,
ayrılarak o yerden,
O dedikleri köye, acele
gittim hemen.
O zatın huzuruna, edeple
girdim, fakat,
Göstermedi o bana, hiç
ilgi ve iltifat.
Evliyadan olduğu,
belliydi her halinden.
Lakin merak ettim ki,
bakmıyor bana, neden?
Yanında bir de oğlu
vardı ki bu kişinin,
O da vardı farkına, en
nihayet bu işin.
Dedi ki: (Sizin için
geldi de şimdi bu zat,
Ne için kendisine
etmezsiniz iltifat?)
Bu suale cevaben, dedi
ki: (Ey evladım!
Onun, bizden nasibi
yoktur ki, ne yapayım.
Behaeddin Buhari gelir
ki Buharada,
O, onun talebesi
olacaktır orada.)
Ben ondan da ayrılıp,
bekledim bir kaç sene.
Sonra gittim oradan,
Buhara beldesine.
Huzuruna girince, beni
görüp sevindi.
Buyurdu ki: (Hoş geldin,
ey Abdullah Hacendi!
O oniki senenin
bitmesine ve lakin,
Daha üç gün var idi, sen
biraz erken geldin.)
Sohbetinin tesiri, belli
oldu halimden.
Dünya muhabbetini çekip
aldı kalbimden.
Onun himmeti ile, iyi
oldu her halim.
Hatta kısa zamanda,
açıldı hemen kalbim. |