ŞİİRLERLE MENKIBELER

BUHARA EVLİYÂLARI

 

1.Cild

  Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhara Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

37 - BEHAÜDDİN-İ BUHARİ (Kuddise Sirruh)

Gafletle pişen yemek

 

Behaeddin Buhari, şanı büyük bir veli.

Sohbeti, insanlara oldu çok faideli.

 

Orta boylu, sevimli, yüzü değirmiydi az.

Mübarek sakalında, siyahtan çoktu beyaz.

 

Yürümesi, ne hızlı, ne de yavaş, vasattı.

Güler yüz, tatlı dilli, çok mübarek bir zattı.

 

Konuştuğu kimseye, dönerek yüzünü tam,

Tane tane, çok fasih söylerdi söz ve kelam.

 

Kahkaha ile gülmez, tebessüm ederdi hep.

Allahü teâlâdan ederdi haya, edep.

 

Kimseyi küçük görmez, hep ederdi hüsn-i zan.

Herkesi, güleryüzle karşılardı çok zaman.

 

Lakin celallenip de, kaşını çattığında,

Heybetinden, durulmaz olurdu karşısında.

 

Aynen Resulullaha benzerdi şemaili.

Tam onun sünnetine uygun idi her hali.

 

En üstün talebesi, Alaaddin-i Attar,

Diyor ki: O büyük zat, fakirdi ki o kadar,

 

Kış günü, bir sergisi bulunmazdı evinde.

Kılardı namazını, bir kilim üzerine.

 

Helalden kazanmaya, titizlik ederdi pek.

Girmezdi kazancına, haramdan bir çekirdek.

 

Fakir olduğu halde, cömert idi o fakat.

Hediye getirene, verir idi kat be kat.

 

Kendi temin ederdi, kendi nafakasını.

Bizzat kendi eker ve biçerdi tarlasını.

 

Sünnete tâbi idi, her iş ve harekette.

Bilhassa çok titizlik gösterirdi yemekte.

 

Evde pişittirirdi çoğu zaman ekmeği.

Severdi sofra için, bizzat hizmet etmeği,

 

Derdi ki: (Yemek yerken, edebi gözetiniz.

Kendinizi, Allah’ın huzurunda biliniz.

 

Şunu unutmayın ki, yediğiniz yemekler,

Rabbimizin verdiği nimetlerdir hep birer.)

 

Kendi talebesiyle yemek yerken faraza,

Birisi, gaflet ile ağzına lokma atsa,

 

İkaz edip, derdi ki hemen o talebeye:

(Rabbinin huzurunda olduğunu bil de ye.

 

Yalnız Onu hatırla, düşünme bir şey asla.

Zira O, sana senden yakındır daha fazla.)

 

Öfke ve gaflet ile pişmiş ise bir yemek,

Onu kolayca anlar ve yemezdi onu pek.

 

Bir gün, bir talebeyi gitmişti ziyarete.

Yemek ikram eyledi, o dahi bu hazrete.

 

Yemeyip, buyurdu ki: (Bu yemeği pişiren,

Gadaplı ve kızgındı yemeği pişirirken.

 

Böyle pişen yemekte, olmaz hayır, bereket.

Yiyene şifa değil, olur bir dert ve illet.)

 

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan