|
37 - BEHAÜDDİN-İ BUHARİ
(Kuddise Sirruh)
Kalbinde zerre kadar
kibir olan, Cennete
giremez.
(Kelam-ı kibar)
Onun kerametiyle
Şöyle naklediyor ki
Alaaddin-i Attar:
Hocamız, bir gün gelip,
odunluğa baktılar.
Mevsim kışa yakındı,
buyurdu: (Çokça odun,
Toplayıp, odunluğu
tamamiyle doldurun.
Hatta biraz acele edin
ki, belli olmaz.
Birden kış bastırırsa,
yakacaksız durulmaz.)
(Peki) deyip, o günü
gidip odun topladık.
Doldurduk odunluğu,
kalmadı boş yer artık.
O gece, başladı ki
birden bir kar ve yağış,
Yıllarca olmamıştı
Buhara'da öyle kış.
Kırk gün hiç
durmaksızın, kar devam
etti, fakat,
Buna rağmen o kışı,
geçirdik gayet rahat.
Bir başka talebe de,
diyor ki: Buhara'da,
Bir gün oturuyorduk,
bazımız bir arada.
Lakin biri vardı ki
aramızda o günü,
Bilmezdi hocamızın manen
üstünlüğünü.
Aleyhinde bir laflar
edecekti ki biraz,
Biz hemen kendisini
uyarıp, ettik ikaz.
Lakin o devam etti, öyle
konuşmasına.
O sırada bir arı gelip
girdi ağzına.
Ve öyle ısırdı ki dilini
kuvvetlice,
Gayet büyük ızdırap, acı
çekti bir nice.
Dedik: (Onun hakkında
konuştun sen bunları.
Bu sebepten dilini,
ısırdı böyle arı.)
O zaman pişman olup,
düştü bir nedamete.
Kalbindeki soğukluk,
dönüştü muhabbete.
Az önce, hakaretler
savururken o zata,
Şimdi, muhabbetiyle
yanar oldu adeta.
Yine hacda, müminler
tavaf yapıyorlardı.
O sene, Beytullahta bu
büyük zat da vardı.
Kurban kesiyorlarken
müslümanlar Minada,
Hazret-i Hace dahi,
bulundu yanlarında.
Buyurdu: (Bizim dahi,
lazım kurban kesmemiz.
Lakin biz, oğlumuzu
belki kurban ederiz.)
Talebeler, bu sözden bir
şey anlamadılar.
Dediler ki: (Muhakkak,
bu sözde bir hikmet
var.)
O günün tarihini, bir
yere kaydettiler.
Haccı ifa ederek, geri
avdet ettiler.
Sonra öğrendiler ki,
varınca Buhara'ya:
O gün, sevgili oğlu
göçmüş dar-ı bekaya.
Buyurdu ki: (Rabbimin
ihsaniyle bu oğlum,
Vefat etmesiyle de,
Resule tâbi oldum,
Çünkü onun oğlu da,
etmişti böyle vefat.
Çok şükür hasıl oldu,
bunda da mutabaat.
O Resulün başından, her
ne ki geçti ise,
Benim dahi başımdan
geçti aynı hadise.
Onun yapmış olduğu her
işle amel ettim.
Bir tek sünneti bile,
katiyen terk etmedim.) |