|
37 - BEHAÜDDİN-İ BUHARİ
(Kuddise Sirruh)
Pişmeyen hamur
Behaeddin Buhari, çok
yüksekti himmeti.
İslama tam uygundu, her
hal ve hareketi.
Buyurdu: (Bir müslüman,
uymazsa hiç nefsine,
Vasıl olur bu yolda,
maksudunun hepsine.)
Sual etti birisi:
(Efendim, acaba siz,
Bu makama, ne ile vasıl
olabildiniz?)
Buyurdu ki: (İslama tâbi
oldum ihlasla.
Nefsimin arzusuna,
uymadım bir kez asla.
Yolumuzun esası,
muhabbettir, sohbettir.
İnzivada şöhret var, o
da büyük afettir.
Sohbet, ortak olmaktır
arkadaşın derdine.
Yani tercih etmektir,
onu, kendi nefsine.
Evliyanın her işi,
islama tam uygundur.
Onlara tâbi olan, bulur
rahat ve huzur.
Lakin kendi nefsine,
uyarsa biri eğer,
Bırakmaz yakasını, onun
hiç gam ve keder.
Çünkü insanoğluna
rahatlık, neşe, sürur,
Verecek her ne varsa,
dinimizde mevcuttur.
Bu islam hududunun
dışında neşe, sevinç,
Aramak beyhudedir,
mümkün değil çünkü hiç.
Ve hatta insan için,
kötülük, zulüm, nifak,
Ne varsa, hep islamın
dışındadır muhakkak.
Her kim islamiyete,
yani Resulullaha,
Uyarsa, vasıl olur ebedi
bir felaha.)
Behaeddin Buhari
hazretlerinin dahi,
Sünnet-i seniyyeye uygun
idi her hali.
Mesela Resulullah, bir
gün, Eshabı ile,
Ekmek pişirmişlerdi
tandırda elleriyle.
Sahabeden her biri,
alarak hamurunu,
Ateşte kızmış olan,
tandıra koydu onu.
Allahın Resulü de,
hamur alıp eline,
Yapıştırdı hamuru,
tandırın bir yerine.
Bir müddet bekleyerek,
sonra açıp baktılar.
Gördüler, biri hariç,
pişmiş bütün hamurlar.
O pişmeyen hamur da,
Resulün hamuruydu,
Aynen olduğu gibi, hiç
pişmeden dururdu.
Zira Resulullaha, her ne
ki etse temas,
Dünya ve ahirette, onu
hiç ateş yakmaz.
Bahaddin Buhari de,
uymak için Resule,
Geldi tandır başına, bir
gün talebesiyle.
Her biri, ellerine biraz
hamur alarak,
Ekmek pişirmişlerdi, bu
sünnete uyarak.
Her biri, ayrı ayrı
hamur koyup tandıra,
Bekleyip, biraz sonra
baktılar ki bir ara,
Biri hariç pişmişti
hamurları onların.
Baktılar, pişmeyen de
hamuruydu o zatın.
Her işte uyduğundan,
aynen islamiyete,
Buyurdu ki: (Çok şükür,
bu da uydu sünnete.)
|