|
37 - BEHAÜDDİN-İ BUHARİ
(Kuddise Sirruh)
Onsekiz yaşındaydım
Kendisi anlatır ki: Ben
dünyaya gelince,
Babam, büyük hocama
götürdü beni önce.
Ne zaman ki gelmiştim
tam evlenme çağına,
Gönderdi dedem beni, bu
zatın ocağına.
Semmasda otururdu, o
zaman bu büyük zat.
Biz, Kasr-ı arifanda
oturuyorduk fakat.
Düğüne davet için,
gidiyordum o zata.
Büyük sevinç içinde,
koşuyordum adeta.
Onun nur cemalini, hep
görmek istiyordum.
Mübarek sohbetine bir
erişsem diyordum.
Huzuruna varmadan,
abdest alıp o gece,
Mübarek dergahtaki,
mescide girdim önce.
Huzur ve huşu ile, iki
rekat bir namaz,
Kılıp, vardım secdeye,
eyledim şöyle niyaz:
(Ya Rab, bela yükünü,
muhabbet mihnetini,
Çekebilecek kadar,
kuvvetli eyle beni.)
Oradan, üstadımın yanına
gelir gelmez,
Buyurdu ki: (Evladım,
öyle dua edilmez.
Allahtan bela değil,
hep afiyet istenir.
Ya Rab, beni rızana
kavuştur demelidir.)
Birlikte yemek yiyip,
kavuştum iltifata.
Gözüm, ondan gayriyi
görmüyordu adeta.
Bana bir ekmek verip,
buyurdu ki: (Evladım!
Bunu al, yolculukta olur
bu belki lazım.)
(Peki efendim) deyip,
ekmeği aldım, ancak,
Düşündüm ki: Bu ekmek,
nerde lazım olacak?
Artık içim içime
sığmıyordu benim hiç.
Vardı o gün kalbimde,
büyük huzur ve sevinç.
Hocamın sohbetinden,
aldığım ilham ile,
Kalbimden dünya fikri
çıkmıştı tamamiyle.
Öyle tutulmuştum ki, hem
ilahi bir aşka,
Çıktı her şey kalbimden,
bu muhabbetten başka.
Üstadımla birlikte,
nihayet yola çıktık.
Bir miktar yol yürüyüp,
bir karyeye ulaştık.
Hocamın dostlarından
biri vardı çok fakir.
O, evine çağırıp etti
bizi misafir.
Ve lakin dikkat ettim, o
fakir ev sahibi,
Yüzü kızarıyordu, çok
mahcup olmuş gibi.
Hocam dahi gördü ki, var
onda garip bir hal,
(Senin bir sıkıntın mı
var?) diye etti sual.
O, mahcup vaziyette, arz
etti ki: (Efendim!
Ben sizi, her ne kadar
evime davet ettim.
Çok istiyor isem de, bir
şeyler ikram etmek,
Lakin yalnız sütüm var,
yok evimde hiç ekmek.)
Hocam bana baktı ve
buyurdu: (Çantayı aç.
O verdiğim ekmeğe, şimdi
oldu ihtiyaç.)
(Peki efendim) deyip,
ekmeği arz eyledim.
Daha çok fazlalaştı ona
teslimiyetim.
|