|
36 - İMAM-I BUHARİ
(Rahmetullahi Aleyh)
İlmi zelil edemem
İmam-ı Buharinin
ilminin üstünlüğü,
Yayılınca her yere,
dininin bütünlüğü,
İnsanlar hayran kalıp,
koştular kendisine.
Ve binlerce talebe,
üşüştüler dersine.
Lakin kıskandı onu,
bazıları malesef.
O dahi çok üzülüp,
onlara etti esef.
Göç etti Nişaburdan,
Buharaya nihayet.
İnsanlar, akın akın
ettiler hep ziyaret.
O yere teşrifleri,
erişince valiye,
Bir haberci gönderdi,
(Yanıma gelsin) diye.
O görevli gelerek, dedi
ki: (Efendimiz!
Sizleri, huzuruna
çağırıyor valimiz.
İlmi, bizzat dinlemek
istiyor ağzınızdan.
Ayrıca bir isteği olacak
zatınızdan.)
Bu teklif karşısında,
düşünüp önce biraz,
Buyurdu: (Benim ona
gitmem hiç uygun olmaz.
Ben onun ayağına
gidersem bu iş için,
İlmi zelil ederim,
doğrusu budur işin.
Kim ilme talip ise,
gelir ilmin yanına.
Ve lakin âlim gitmez,
kimsenin ayağına.
Vali de, istiyorsa
benden bir şey öğrenmek,
Yanıma gelmelidir, ilme
tazim ederek.
Çocuklarına dahi ders
veririm ben, ama,
Onlar da zahmet edip,
gelmeliler yanıma.
Zira tahsis edersem,
vakti o bebelere,
Haksızlık olmuş olur,
sair talebelere.)
Valiye böyle haber
ulaşınca İmamdan,
Nefsine ağır gelip,
gadaba geldi o an.
Zira anlayamadı, o,
bundaki hikmeti.
Bir haber gönderdi ki:
(Terk etsin memleketi.)
Hazret-i İmam ise, çok
üzüldü bu hale.
Allahü teâlâya etti onu
havale.
Bir ay geçmemişti ki bu
işin üzerinden,
Vali, yolsuzluk yapıp,
alındı görevinden.
Bir merkebin üstüne
bindirildi o vali.
Ve gelip tükürdüler, ona
cümle ahali.
Çoluk çocuk toplanıp,
ettiler çok hakaret.
Ve onun bu halinden,
insanlar aldı ibret.
Hazret-i İmam ise,
giderken Semerkanda,
Dedikodu işitti yine
kendi hakkında.
İnsanların halinden, bir
hayli üzülerek,
Daraldı temiz ruhu ve
canı sıkıldı pek.
Bir gece, teheccüdde
yalvardı Allahına:
(Ya Rabbi al ruhumu,
dar geldi dünya bana.)
Hastalandı aniden, bir
bayram arefesi.
Vefat etti nihayet, o
bayramın gecesi.
Kabrinden, bir hoş koku
yayılırdı her gece.
Hem de hiç azalmayıp,
devam etti günlerce.
|