|
35 - AHMET YESEVİ
(Rahmetullahi Aleyh)
Niçin geldi, ne oldu?
Bir müderris vardı ki,
Mervezi ismi ile,
Düşmanlık besliyordu,
Ahmed-i Yeseviye.
Lakin tanımıyordu
yakinen kendisini.
Yalnız kötü olarak,
işitmişti ismini.
Hakkında uydurulan yalan
ve iftiraya,
İnanıp, buğz ederdi, bu
büyük evliyaya.
Güya ona, haddini
bildirmek gayesiyle,
Yola çıktı tam dörtyüz
ilim ehli kişiyle.
İmtihan etmek için, bu
evliya kimseyi,
Ezberledi islamdan, tam
üçbin meseleyi.
En çetin olanları
seçerek hem bu kimse,
Dedi ki: (Cevap versin
bunlara âlim ise.)
Böyleyken bu kişinin
düşünce ve hayali,
Yesevinin kalbine,
ilham oldu bu hali.
Biraz sonra Mervezi,
gelip girdi dergaha.
Oturup, hal ve hatır
sormadan henüz daha,
Büyük hırs ve hışımla
sordu ki ona hemen:
(Sen misin insanların
dinini ifsad eden?)
Hakaret ettiyse de, o
böyle açık açık,
Lakin Ahmed Yesevi
vermedi bir karşılık.
Buyurdu ki: (Efendim,
uzak yoldan geldiniz.
Hele şöyle oturup, bir
miktar dinleniniz.
Görüşecek mesele var ise
ilme ait,
Konuşuruz, olunca
zamanımız müsait.)
Bu cevap karşısında, çok
mahcup oldu o zat.
Gösterilen odada eyledi
istirahat.
Lakin vaz geçmemişti
imtihandan o hala.
Ertesi gün dergaha, o
girdi ilk evvela.
Ahmed-i Yesevinin
çıkarak kürsisine,
Zor sualler sormayı
istedi kendisine.
Bir tek kelime bile
konuşamadı fakat.
Çünkü yoktu zihninde,
tek bilgi ve malumat.
Hiçbir şey anlamadı olan
bu hadiseden.
Defterine müracat eyledi
sonra hemen.
Lakin yine şaşırdı
açtığında defteri.
Zira boş ve yazısız
gördü sahifeleri.
Bir şey konuşamadan kala
kaldı öylece.
Nihayet hatasını idrak
etti böylece.
Onun büyüklüğünü, kabul
etti gönülden.
En halis talebesi oldu
artık o günden.
Yanında getirdiği
dörtyüz ilim ehli de,
Onun büyüklüğüne inandı
ileride.
Mervezi, af dileyip bu
büyük evliyadan,
O günden sonra artık,
ayrılmadı yanından.
Hizmetinde, beş sene
kalarak en nihayet,
Kulları irşad için, aldı
mutlak icazet.
Ve onun emri ile,
giderek Horasana,
Gösterdi doğru yolu,
nice gafil insana.
|