|
34 - AHMED NAMIKİ CAMİ
(Kuddise Sirruh)
Tövbe bir hazinedir
Ahmed Namıki Cami
ümmiydi gerçi, fakat,
Kitap yazıp, herkese
ederdi çok nasihat.
Tövbe etmek hakkında,
buyurdu: Ey insanlar!
Büyük bir hazinedir
günahlara istiğfar.
Hak teâlâ buyurdu:
(Tövbe edin hepiniz.
Ancak tövbe etmekle
kurtulabilirsiniz.)
(Benim, tövbe edecek bir
halim yoktur) demek,
Müslümana yakışan bir
söz olmasa gerek.
Şöyle ki, rağbet etse
bir insan bu dünyaya,
O, her bir nefesinde,
her an girer günaha.
Zira Peygamberimiz şöyle
buyurmuşlardır:
(Dünyaya düşkün
olmak, günahların
başıdır.)
Bir saatte, bin nefes,
insan alıp veriyor.
Bu, yirmidört saatte,
yirmidört bin ediyor.
İşte bu nefesleri, kul
alırsa gafletle,
Yani sarılmış ise,
dünyaya muhabbetle,
Ve bir günah işleyip,
üzülmüyorsa şayet,
Onun her nefesine,
yazılır bir masiyet.
Bir günde, yirmidörtbin
günah eder bu ise.
Demek ki tövbe etmek, ne
kadar lazım bize.
Eğer tövbe edersek
şartlarına uyarak,
Günahları, sevaba
çevirir cenab-ı Hak.
İstiğfarın üç şartı
vardır ki, onlar şudur:
Birincisi, günaha
gönülden pişman olur.
İkincisi, Allaha tövbe
eder diliyle.
Üçüncüsü, o işi terk
eder bedeniyle.
Kul, böyle halisane
tövbe ederse şayet.
Hak teâlâ o kulu, eder
af ve mağfiret.
Yerdeki hayvanatla,
göklerdeki melekler,
Onun iyiliğine, her an
dua ederler.
Tövbeyi, sırf günahta
lazım bilme kendine.
İbadet yapınca da,
lazımdır tövbe yine.
İbadeti beğenmek, olur
gurur ve kibir.
Bu dahi günah olup,
tövbeyi gerektirir.
İslama hizmetini,
bilirse kendisinden,
Hemen tövbe istiğfar
lazım olur peşinden.
Bir âlim, kendisini
gayriden bilse iyi,
Bu da bir günah olup,
gerektirir tövbeyi.
İnsan, her adımını
atarken bile hatta,
Günah işlerim diye
titremeli adeta.
Köle, efendisine
hizmette etse kusur,
Ona, mükafat değil, bir
ceza lazım olur.
Kul da, Rabbine karşı
bir kusur işlemekten,
Korkmalı, titremeli
Cehenneme düşmekten.
Halis kul, bu korkuyla
geçirir günlerini.
İdama mahkum olmuş biri
görür kendini.
İşlediği günahlar,
hatırından çıkmaz hiç.
Bunun ızdırabıyla,
bulamaz huzur, sevinç.
|