|
33 - ALAADDİN-İ ATTAR
(Rahmetullahi Aleyh)
Tuğladan yastık
Alaaddin-i Attar, büyük
âlim, evliya.
Onun gelmesi ile,
aydınlandı bu dünya.
Babası, Buhara'da hayli
zengin bir zattı.
Öldüğünde, geriye pek
fazla mal bıraktı.
Ve lakin Alaaddin, hiç
almadı para, mal.
Bahaddin Buhari'ye
talebe oldu derhal.
Dünyaya meylederim diye
o, çok korkarak,
Almamıştı evine, ne bir
yorgan, ne yatak.
O, bütün dikkatini,
vermişti derslerine.
Tek gayesi, uymaktı
üstadının emrine.
Hocası Behaeddin Buhari
hazretleri,
Görüp Alaaddinin
kalbindeki cevheri,
Bir gün eve gelince,
dedi ki hanımına:
(Kızımız, büluğuna
erince, söyle bana.)
Zaman sonra, hanımı
verince bu haberi,
Geldi Alaaddinin yanına
kendileri.
Gördü ki, ders çalışır
üstünde bir hasırın.
Hemen kalktı ayağa, onu
görüp ansızın.
Bir kırık testi vardı,
odanın bir yerinde.
Abdestte kullanırdı,
namaz vakitlerinde.
Bir de tuğla vardı ki,
kenarda duruyordu.
Gece, yastık yerine,
bunu kullanıyordu.
Buyurdu: (Alaaddin,
şu ki benim dileğim,
İstersen, kızım ile
seni evlendireyim.)
Arz etti ki: (Efendim,
büyük lütuf bu bana.
Lakin maddi bakımdan,
imkanım yoktur buna.
Bir hasırım, bir tuğlam,
bir de testim var kırık.
Bu üçünden başkaca, yok
bir şeyim dünyalık.)
Buyurdu ki: (Evladım,
biliyorum hepsini.
Bunun için, kızıma
layık gördüm ben seni.
Evlenebilmek için,
dünyalık şart değildir.
Rızkınıza gelince,
Allah ona kefildir.)
Böylece hocasına (Peki)
dedi o hemen.
Ve oldu düğünleri, fazla
zaman geçmeden.
Behaeddin Buhari, cümle
talebesiyle,
Çalıştı onlar için, ev
yapmak gayesiyle.
Her gün öğleye kadar,
gayret gösterirlerdi.
Öğle vakti, sıcaktan
gölgeye gelirlerdi.
(Cehennemin yanında, bu
sıcak hiçtir) diye,
Düşünüp, Alaaddin
gitmezdi hiç gölgeye.
Allahü teâlâyı, hiçbir
an unutmazdı.
Kalbinde, Ondan gayri
bir şey bulundurmazdı.
Bu zat buyuruyor ki:
(Biraz ilim öğrenmek,
Nafile ibadetten, üstün
ve sevaptır pek.
Tam tâbi olmak için
Resulullaha, önce,
İslamın ahkamını
öğrenmeli iyice.
Sonra, bildiklerini
yapmaya sıra gelir.
Yani farzları yapıp,
haramdan el çekilir.)
|