|
32 - AHMET ABDÜLHAK
RADULEVİ
(Rahmetullahi Aleyh)
Rehbersiz olmaz
Hindistanda yetişen,
bir büyük evliya zat.
Bindörtyüz otuzüçte,
orada etti vefat.
Zahiri ilimleri öğrenip
pek mükemmel,
Tasavvufa girmeyi istedi
bir an evvel.
Bir mürşid aramaya
başladı bu iş için.
Lakin bulamayınca,
üzüldü için için.
Zirvesine çıkınca bu
arzusu onun tam,
Uyurken, kendisine
olundu şöyle ilham:
(Aradığın o rehber, Pani-püt
şehrindedir.
Git ona hizmet et ki, o
seni ilerletir.)
Sabahleyin uyanıp, bu
huzur ve sevinçle,
Ona kavuşmak için, yola
çıktı acele.
O zat, (Celaleddin-i
Pani Püti) idi ki,
Keşf olundu ona da, onun
yolda geldiği.
Hemen talebesine buyurdu
ki: (Çocuklar!
Yemekler pişirin ki, bir
misafirimiz var.
Çabucak donatın ki, çok
mükemmel bir sofra,
O kıymetli misafir,
teşrif eder az sonra.)
Hakikaten birazdan,
misafir geldi atla.
Onu karşıladılar, büyük
bir iltifatla.
Lakin o, görünce bu
büyük tezahüratı,
Oradan geri dönüp,
süratle sürdü atı.
Zira o düşündü ki:
Aradığım bu değil.
Büyükler, debdebeye,
dünyaya etmez meyil.
Gördüğü manzarayı,
dünyalık zannederek,
İçeriye girmeyip, o yeri
eyledi terk.
O gün akşama kadar, at
sürdü bu niyetle.
Akşam vakti, bir yere
ulaştı afiyetle.
Birisine sordu ki: (Bu
şehrin adı nedir?)
O, dedi ki: (Buraya,
Pani-püt şehri denir).
Hayret edip dedi ki: (Bu
nasıl iş ki acep,
Bu gün aşama kadar,
yoldayım halbuki hep.)
Dinlenip, sabahleyin at
sürdü yine tekrar.
Yine akşam üzeri, bir
yerde kıldı karar.
İlk gördüğü kişiye,
sordu o vilayeti.
(Pani-püttür) deyince,
daha arttı hayreti.
Sabahı bekleyerek,
tekrar çıktı sefere.
Maksadı, Pani-pütten
gitmekti başka yere.
O gün akşama kadar, hiç
durmadan sürdü at.
Yine de Pani-pütten
çıkamadı o fakat.
Aynı dergah önünde buldu
yine kendini.
O zaman idrak etti, bu
işin hikmetini.
Düşündü ki: Herhalde, bu
zattır aradığım.
Ve onun elindedir demek
ki benim bağım.
Zira ben istedikçe, terk
edeyim bu yeri,
O, manevi bağ ile, çekti
hep beni geri.
Büyük bir iştiyakla,
inip girdi dergaha.
O zattan feyz alarak,
vasıl oldu Allaha. |