|
31 - SEYYİD EMİR KÜLAL
(Rahmetullahi Aleyh)
Bir nazar etti
Mevlana Celaleddin
adında âlim bir zat,
Sohbet ediyordu ve
dinliyordu cemaat.
Tasavvuf ehli olan
velilerden, erlerden,
Onlarda hasıl olan
fevkalade hallerden,
Bahsedip, en sonunda
dedi ki: (Ey cemaat!
Böyle veli kişiler
bulunmaz şimdi fakat.
Keşke böyle evliya
bulunsaydı da şu an,
Huzurunda diz çöküp,
ayrılmasaydık ondan.)
Cemaatin içinde, Seyyid
Emir Külalin,
Talebesi vardı ki, söz
için aldı izin.
Dedi: (Var ki şu anda,
böyle büyük bir veli,
Sarmıştır bu cihanı,
feyiz bereketleri.)
Mevlana Celaleddin, dedi
ki: (Nerde bu zat?
Gidip de, ayağına yüz
süreyim ben bizzat.)
Dedi: (Benim üstadım,
Seyyid Emir Külaldir.
Aradığınız gibi, veli ve
ehl-i haldir.
Lüzum yok hem de sizin
oraya gitmenize.
Çok arzu ederseniz, o
gelir bizzat size.
Eğer can-ü gönülden,
isterseniz görmeyi,
O, sizden fazla ister,
yanınıza gelmeyi.
Yeter ki, kalbinizden
geçiriniz şu anda.
Teşrif eder üstadım, göz
kırpacak zamanda.)
Mevlana Celaleddin,
kapadı gözlerini.
Kalbinden isteyince
teşrif etmelerini,
O anda, hep ayağa kalktı
bütün cemaat.
Zira girdi içeri, nur
yüzlü veli bir zat.
Mevlana Celaleddin,
hayret etti bu hale.
O anda aşık oldu, Seyyid
Emir Külale.
Allahın dostu olan,
Esseyyid Emir Külal,
Buyurdu ki: (Kardeşim,
size ait işbu hal.
Zira içinizdeki bu
muhabbet, bu arzu,
Bizi çekip, buraya
getirmiştir doğrusu.
Bir mümin, tam ihlasla
ister ise bir şeyi,
Kavuşturur o şeye, Allah
da o kimseyi.)
Mevlana Celaleddin, dedi
ki: (Ey efendim!
Talebeniz olmayı, candan
arzu ederim.)
Buyurdu: (Evlatlığa
kabul ettim seni ben.)
Peşinden bir teveccüh,
bir nazar etti hemen.
Tasavvuf'ta, ne kadar
makam varsa, hepsini,
Bir anda geçirterek,
tamam etti işini.
Dediler ki: (Efendim,
Mevlana, bunca sene,
Çalıştı, varamadı yine
de gayesine.
Hiç kâfi gelmedi de,
gayretleri o kadar,
Yetti şimdi bir anlık
teveccühle bir nazar.)
Buyurdu ki: (Bu işler,
böyle olur esasen.
Hem de, onun herşeyi
hazırdı önce zaten.
Bir teveccüh ve nazar
lazımdı yalnız ona.
O da hasıl olunca,
kavuşur muradına.)
|