ŞİİRLERLE MENKIBELER

BUHARA EVLİYÂLARI

 

1.Cild

  Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhara Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

31 - SEYYİD EMİR KÜLAL (Rahmetullahi Aleyh)

Bir nazar etti

 

Mevlana Celaleddin adında âlim bir zat,

Sohbet ediyordu ve dinliyordu cemaat.

 

Tasavvuf ehli olan velilerden, erlerden,

Onlarda hasıl olan fevkalade hallerden,

 

Bahsedip, en sonunda dedi ki: (Ey cemaat!

Böyle veli kişiler bulunmaz şimdi fakat.

 

Keşke böyle evliya bulunsaydı da şu an,

Huzurunda diz çöküp, ayrılmasaydık ondan.)

 

Cemaatin içinde, Seyyid Emir Külal’in,

Talebesi vardı ki, söz için aldı izin.

 

Dedi: (Var ki şu anda, böyle büyük bir veli,

Sarmıştır bu cihanı, feyiz bereketleri.)

 

Mevlana Celaleddin, dedi ki: (Nerde bu zat?

Gidip de, ayağına yüz süreyim ben bizzat.)

 

Dedi: (Benim üstadım, Seyyid Emir Külal’dir.

Aradığınız gibi, veli ve ehl-i haldir.

 

Lüzum yok hem de sizin oraya gitmenize.

Çok arzu ederseniz, o gelir bizzat size.

 

Eğer can-ü gönülden, isterseniz görmeyi,

O, sizden fazla ister, yanınıza gelmeyi.

 

Yeter ki, kalbinizden geçiriniz şu anda.

Teşrif eder üstadım, göz kırpacak zamanda.)

 

Mevlana Celaleddin, kapadı gözlerini.

Kalbinden isteyince teşrif etmelerini,

 

O anda, hep ayağa kalktı bütün cemaat.

Zira girdi içeri, nur yüzlü veli bir zat.

 

Mevlana Celaleddin, hayret etti bu hale.

O anda aşık oldu, Seyyid Emir Külal’e.

 

Allah’ın dostu olan, Esseyyid Emir Külal,

Buyurdu ki: (Kardeşim, size ait işbu hal.

 

Zira içinizdeki bu muhabbet, bu arzu,

Bizi çekip, buraya getirmiştir doğrusu.

 

Bir mümin, tam ihlasla ister ise bir şeyi,

Kavuşturur o şeye, Allah da o kimseyi.)

 

Mevlana Celaleddin, dedi ki: (Ey efendim!

Talebeniz olmayı, candan arzu ederim.)

 

Buyurdu: (Evlatlığa kabul ettim seni ben.)

Peşinden bir teveccüh, bir nazar etti hemen.

 

Tasavvuf'ta, ne kadar makam varsa, hepsini,

Bir anda geçirterek, tamam etti işini.

 

Dediler ki: (Efendim, Mevlana, bunca sene,

Çalıştı, varamadı yine de gayesine.

 

Hiç kâfi gelmedi de, gayretleri o kadar,

Yetti şimdi bir anlık teveccühle bir nazar.)

 

Buyurdu ki: (Bu işler, böyle olur esasen.

Hem de, onun herşeyi hazırdı önce zaten.

 

Bir teveccüh ve nazar lazımdı yalnız ona.

O da hasıl olunca, kavuşur muradına.)

 

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan