|
31 - SEYYİD EMİR KÜLAL
(Rahmetullahi Aleyh)
Seyyid Emir Külal
Esseyyid Emir Külal,
gençlik senelerinde,
Geçerdi vakitleri, güreş
minderlerinde.
Yine bir gün, çıkmıştı
meydana, güreş için.
Şöyle geldi kalbine
seyirciden birinin:
Bu seyyid delikanlı,
uğraşıyor güreşle.
Halbuki uygun değil,
uğraşması bu işle.
O, böyle düşünürken,
uyukladı o ara.
Gördü ki, kendi batmış
çirkef dolu çukura.
Tam boğulacaktı ki, o
anda Emir Külal,
Gelip, pislik içinden
kurtardı onu derhal.
Uyanınca gördü ki, o
güreş ermiş sona.
Emir Külal yaklaşıp,
şöyle söyledi ona:
(Kardeşim, benim gayem
şudur ki güreşmekten,
Senin gibilerini
kurtarayım çirkeften.)
Yine bir gün, meydanda,
güreş ediliyordu.
Çok insanlar toplanmış,
onu seyrediyordu.
O zamanda âlim ve büyük
bir veli olan,
Muhammed Baba Semmasi
geçiyordu oradan.
O da durup, yoluna bir
miktar verdi mühlet.
Seyyid Emir Külali
seyretti uzun müddet.
Şaşırdı talebeler
üstadın bu haline.
Dediler ki: (Acaba, bu
işin hikmeti ne?)
Hocaları, onlara buyurdu
ki o zaman:
(Güreşenler içinde,
vardır ki bir pehlivan,
Onun bereketiyle, ilerde
çok kişiler,
Evliyalık yolunda,
maksada erişirler.)
Üstadları, onlara, bu
sözü söyler iken,
Seyyid Emir Külalle göz
göze geldi birden.
Bu büyük evliyayı
görünce Emir Külal,
Kapladı kendisini,
manevi büyük bir hal.
Onun cazibesiyle, güreşi
bırakarak,
Üstadın huzuruna
geliverdi koşarak.
Semmasi hazretleri, bir
mıknatıs misali,
Çekmişti kendisine
Seyyid Emir Külali.
Bu zat, bir sohbetinde
buyurdu ki: (Ey insan!
Sakın gafil olma ki,
geçiyor çünkü zaman.
Resulün buyurduğu o azap
ve acılar,
Elbette bir gün gelip,
olacak hep aşikâr.
Bir yanda nefis, şeytan,
bir yanda kötü yaran,
İnsanları aldatıp,
söylerler türlü yalan.
Halbuki bilmeli ki,
imtihandır bu dünya.
Öyle çabuk geçer ki,
sanki tatlı bir rüya.
Nasıl ki bunca ömür,
çabuk geçtiyse eğer,
Bundan sonraki dahi,
öyle süratli geçer.
Öyleyse ey müslüman,
kendine gel ki artık.
Yoksa, hiç fayda etmez
son andaki pişmanlık.
Şimdi geçir vaktini,
hizmet ve ibadette.
Zira sonsuz rahatlık,
olacak ahirette.)
|