|
28 - EMİR HÜSREV DEHLEVİ (Rahmetullahi
Aleyh)
Üstada sevgi
Emir Hüsrev Dehlevi,
vaktiyle Hindistanda,
Âlim ve velilerden
biriydi o zamanda.
Çocuk yaşında bile, çok
bağlıydı dinine.
Götürmüştü babası, Hace
Nizameddine.
Girerken babasıyla tam
dergahtan içeri,
Dedi ki: (Babacığım, siz
yürüyün ileri.)
Kendisi geri kalıp,
temiz düşüncesiyle,
Şu beytleri okudu, yanık
çocuk sesiyle:
(Bu garip aşık Hüsrev,
şu an kapınızdadır.
İçeri girmek için,
müsadeniz var mıdır?
Eğer izin olursa,
girecektir içeri.
İzin verilmez ise,
gidecek dönüp geri.)
Nizameddin Evliya,
hizmetçisine derhal,
Buyurdu: (Kapıdaki aşığı
içeri al!)
O zaman Emir Hüsrev
girdi memnuniyetle.
Bağlandı hocasına tam
bir teslimiyetle.
Bu hadiseden sonra,
yıllar geçti aradan.
Hindistanın köyünden,
çok fakir bir müslüman,
Hace Nizameddinin,
duydu cömertliğini.
Huzuruna gelerek, arz
eyledi halini.
Onunsa, yalnız bir çift
eski ayakkabıdan,
Gayri yoktu bir şeyi,
verdi onu kapıdan.
Lakin fakir, daha çok
ihsanlar bekliyordu.
(Böyle yüce kimseden, bu
da çok az) diyordu.
Nihayet geri dönüp,
geceledi bir handa.
O gün Emir Hüsrev de,
tesadüfen o anda,
Ticaretten dönerken, o
da, o hana indi.
Mücevherat işiyle
uğraşırdı, zengindi.
Gece yatıp, dedi ki
sabah uyandığında:
(Hocamın kokusunu
duyuyorum bu handa.)
Arayıp, en nihayet o
fakiri buldular.
(Nereden geliyorsun?)
diye ona sordular.
Dedi ki: (Nizameddin
Evliya'ya uğradım.
Bir çift eski pabuçtan
gayri şey alamadım.)
Hocasının aşkıyla yanan
Hüsrev Dehlevi,
Dedi ki: (Bu pabucun,
pek yüksektir değeri.
Ey kişi, bütün malım,
cümle mücevherlerim,
Senin olsun, yeter ki bu
pabuç olsun benim.)
Fakir, hayret içinde
dedi ki: (Bu, doğru mu?
Bir çift eski pabuçla,
hiç bunlar bir olur mu?)
Buyurdu ki: (Ah keşke,
sen de bunu bilseydin.
Bundan da fazlasını
verirdim, isteseydin.)
Bu zat buyuruyor ki:
(Hiç beğenme kendini.
Zira bu hal, yok eder
iyi amellerini.
Bir kul, ibadetinde
bulursa noksan, kusur,
O ibadet, indallah
kabule layık olur.
Zira kusur görürse insan
bir amelinde,
O iş kıymet kazanır, Hak
teâlâ indinde.) |