|
27 - ALİ RAMİTENİ
(Rahmetullahi Aleyh)
Sohbetimize gelin
Bir gün, bu veli zatın
geldi ki kalplerine:
Göç edip yerleşeyim,
Harezm vilayetine.
Sonra, yakınlarıyla bu
beldeye geldiler.
Kenar bir mahallede,
oturmak istediler.
Harezm sultanına da, iki
talebesini,
Gönderip, tembih etti
şöyle demelerini:
(Fakir bir dokumacı,
gelmiştir şehrinize.
İkamet etmek için,
muhtaçtır izninize.)
Yine tembih etti ki:
(Verirse eğer izin,
Mühürlü bir vesika
isteyin bunun için.)
Onlar, (Peki) diyerek,
hükümdara gittiler.
Huzuruna çıkarak, bu
şeyi arzettiler.
Sultan dahi kırmayıp, bu
iki talebeyi,
Verdi istedikleri o
mühürlü belgeyi.
Alıp, hocalarına
getirdiler o saat.
O da alıp, cebinde
sakladı onu bizzat.
O günden itibaren, gidip
pazar yerine,
Bir iki işçi alıp,
götürürdü evine.
Derdi ki: (Ne kadardır
sizin bir yevmiyeniz?
Biraz sohbet dinleyin,
bu gün de isterseniz.
Ücretleriniz benden,
sohbete gelin bize.
Alın ikindi vakti,
ücretiniz ne ise.)
Bu teklif, işçilere
cazip geldi begayet,
Zira ücret hazırdı,
çekmeden hem de zahmet.
Lakin eve gidenler, o
sohbetin tadından,
Hiç istemiyorlardı
ayrılsınlar yanından.
Günden güne artardı
cemaati haliyle.
Dolup dolup taşardı,
hanesi insan ile.
Bazıları, sultana
verdiler bu haberi,
Dediler: (Şehrimize,
geldi ki hoca biri,
İnsanlar, can atarlar
gitmek için o zata.
Ve ona hizmet için,
yarışırlar adeta.
Bu gidişle insanlar,
öyle gelir ki bize,
Onu sultan seçerler,
Harezmde yerinize.
Şimdiden çaresine
bakmazsanız siz fakat,
Yakında gidebilir
elinizden saltanat.)
Bir telaşa kapıldı,
duyunca bunu sultan,
(Şehri terk etsin!)
diye, imzaladı bir
ferman.
O dahi, ilk fermanı
gösterip gelenlere,
Buyurdu ki: (Bunu da, o
vermişti bizlere.
İnkâr ediyor ise sultan
bu imzasını,
Biz hemen terk ederiz,
acilen burasını.)
Onun bu cevabını sultana
iletince,
(Bu, nasıl kimse?) diye
merak etti iyice.
Sohbetini dinlemek
gayesiyle, o dahi,
Geldi bu evliyanın evine
bizatihi.
Sohbetini dinleyip, oldu
hayran ve meftun.
Talebesi içine katıldı o
da onun.
|