|
27 - ALİ RAMİTENİ
(Rahmetullahi Aleyh)
Nasıl kurtuldu?
Şöyle nakledilir ki: Bu
zatın zamanında,
Salih bir kimse vardı (Seyyid
Ata) adında.
Bu kişi, bu veliyle
ettiyse de mülakat,
Büyük zat olduğunda,
şüphesi vardı fakat.
Bu yüzden ona karşı,
şanına yakışmayan,
Bir davranış içinde
bulunmuştu bir zaman.
Lakin tam o günlerde,
dağdan haydut kimseler,
Bu kişinin köyüne baskın
düzenlediler.
Bir oğlu var idi ki,
aldılar onu esir.
Seyyid Ata, bu hale oldu
çok müteessir.
Kendine bu belanın,
nereden geldiğini,
Yakinen anlayarak,
ayıpladı kendini.
Özür dilemek için bu
büyük evliyadan,
Büyükçe bir ziyafet
tertip etti o zaman.
Gayesi, almak idi o
velinin gönlünü.
Şehrin eşrafını da
çağırmıştı o günü.
Sofralar kuruldu ve
hazırlık oldu tamam.
Mevcut idi sofrada,
çeşitli türlü taam.
Hep gelmişler idi ki,
sair davetlileri,
Ali Ramiteni de teşrif
etti içeri.
O zaman Seyyid Ata,
konuştu gayet veciz.
Dedi: (Ey davetliler,
hoş geldiniz hepiniz.
Hamd-ü sena olsun ki
Allahü teâlâya,
Pirimiz şerefine, geldik
biz bir araya.
Yemeğe, ilk evvela
başlamadan pirimiz,
El uzatmamalıyız yemeğe
hiç birimiz.)
O, büyük bir edeple
böyle söylediğinde,
Henüz başlamamıştı Ali
Ramiteni de.
Kalbinde, ona karşı
duydu sevgi, merhamet.
Şefkatle ona dönüp,
buyurdu ki nihayet:
(Ey Seyyid, senin
oğlun gelmedikçe buraya,
Ben de uzatmıyorum
elimi bir lokmaya.)
Henüz bitmemişti ki,
işbu temennileri,
Seyyid Ata'nın oğlu
giriverdi içeri.
Çocuğu görür görmez
evdeki davetliler,
Hayret ve sevinç ile,
hep tekbir getirdiler.
O dahi çok sevinip,
gördüğünde oğlunu,
Sarılıp sordu hemen,
nasıl kurtulduğunu.
O dedi: (Onbeş günlük,
çok uzak bir mahalde,
Mahbus bulunuyordum,
ellerim bağlı halde.
Bir de baktım, burada
buluverdim kendimi.
Bilmem ki nasıl geldim,
kim çözdü ellerimi?)
Bu işin içyüzünü ederken
herkes merak,
Seyyid Ata, sevinçle
ayak üzre kalkarak,
Dedi ki: (Hamd ve sena
olsun ki Rabbimize,
Böyle büyük bir veli
ihsan eyledi bize.
Oğlumun, bu beladan
halasına tek sebep,
Yüksek üstadımızın bir
himmeti oldu hep.)
|