|
27 - ALİ RAMİTENİ
(Rahmetullahi Aleyh)
Hace-i Azizan
İslam âlimlerinin çok
büyüklerindendir.
Evliya-yı kiramdan, çok
yüksek bir velidir.
Çok kısa bir zamanda,
bitirdi tahsilini.
İlm-i batının dahi ikmal
etti hepsini.
Üstadından aldığı feyiz,
nur ve hidayet,
Sayesinde, kemale erişti
en nihayet.
Elinin emeğiyle kazanıp
yerdi helal.
Dokumacılık ile, eder
idi iştigal.
O, dokumacıların piridir
ki hem yine,
Bu yüzden, (Pir-i
nessac) denilir
kendisine.
Binüçyüz yirmisekiz
yılında, bu büyük zat,
Yüzotuz yaşlarında,
Harezmde etti vefat.
Kabrinden nur yayılır
cihana pek ziyade.
Ziyaret eyleyenler,
ederler istifade.
Bir gün, hanelerinde
kalmadı hiç yiyecek.
Yoktu misafirine bir şey
ikram edecek.
Çok üzüntü olmuştu, bu,
evdeki iyale.
Talebesinden biri, vakıf
oldu bu hale.
Bir pilicin içini,
pirinçle doldurarak,
Pişirip, takdim etti,
onu ikram olarak.
Dedi ki: (Ey efendim,
hoş görün lütfen bizi.
Ve kabul buyurun bu
küçük hediyemizi.)
Hocası çok sevinip,
sürur geldi kalbine.
O akşam ikram etti, onu
misafirine.
Huzuruna çağırdı sonra o
talebeyi.
Buyurdu ki: (İkramın,
oldu makbul ve iyi.
Senin dahi şu anda, bir
muradın var ise,
Şimdi hacet kapısı
açıktır, söyle bize.)
O genç dedi: (Ey hocam,
bir arzum var ki benim,
Sizin gibi olmaktır
hayatta tek emelim.)
Buyurdu ki: (Evladım,
bu, çok ağır iş fakat.
Bu sıkleti çekmeye,
sende yok güç ve takat.
Çökerse, ezilirsin bu
yük omuzlarına.
Başka şey talep eyle,
tavsiyem budur sana.)
Genç yine ısrar edip,
dedi ki: (Ey üstadım!
Sizin gibi olmaktan
başka yok bir muradım.)
(Peki âlâ) buyurup, o
genç talebesine,
Kuvvetli bir teveccüh
buyurdu kendisine.
Onun bu himmetiyle, bir
anda o genç kişi,
Onun derecesine erişti,
oldu işi.
Fakat öyle bir hale
geldi ki o sevgiyle,
Kendinden geçti hemen, o
halin tesiriyle.
O sıkletin altında,
ezildi hakikaten.
Kırk gün yaşıyabildi, o
günden itibaren.
Kırkıncı gün, bu yüke
takat getiremeyip,
Teslim etti ruhunu,
nihayet (Allah!) deyip.
Bir anda, kendi gibi
olunca o da aziz,
(Azizan) dedi
ona, artık büyüklerimiz.
|