|
25 - MAZHAR-I CAN-I
CANAN (Rahmetullahi Aleyh)
Uykusu kaçardı
Mazhar-ı Can-ı Canan,
büyük âlim ve veli.
Binlerce müslümana
olmuştu faideli.
Yediği lokmalarda, titiz
idi gayetle.
Şüpheli bir yemeği,
yemezdi katiyetle.
Bir gün gafil birine ait
olan bir ekmek,
Verdiler, bir lokmacık
yedi o bilmeyerek.
Mübarek kalplerine, bu
bile verdi zarar.
Ondan kurtulmak için,
eyledi çok istiğfar.
Mazhar-ı Can-ı Canan
buyurdular ki yine:
(Faydalı olmalıdır,
yemek, onu yiyene.
Acıkınca yemeli,
doymadan kalkmalıdır.
Hiç yememekten ise, bu,
daha faydalıdır.)
Bir gün sohbet hakkında,
buyurdu ki o yine:
(Evliyanın sohbeti,
lazımdır her mümine.
Susuzluktan kurumuş,
ölmüş olan topraklar,
Yağmur suları ile, nasıl
ki canlanırlar.
Bilgisizlik yüzünden,
ölü kalpler de böyle,
Hayata kavuşurlar,
evliya sohbetiyle.
Lakin ahir zamanda gelen
bazı müminler,
Sohbet ehli birini,
bulamayabilirler.
Ve eğer sohbet ehli bir
veli bulunmazsa,
Onların kitabından
okumalı bilhassa.
İnsan, kitap okumaz ve
gitmezse sohbete,
O kimse, yavaş yavaş
yaklaşır felakete.
Bu halin, insanlarda
birinci alameti,
Girer onun kalbine
para-pul muhabbeti.
İkinci nişanı da şudur
ki, o müslüman,
Başlar lezzet almaya her
günah ve haramdan.
Üçüncü alameti, o kimse,
yavaş yavaş,
Edinir kendisine bir de
kötü arkadaş.
Eskiden çok sevdiği
mümin kardeşlerinin,
Sevgileri, kalbinden
silinir o kimsenin.
Kimde bu alametler
başlarsa belirmeye,
Baksın o, kendisine,
çeki düzen vermeye.)
Bir gün de buyurdu ki:
(Kardeşlerim, çok gece,
Düşünür, uykum kaçar,
sabahlarım öylece.
Derim ki: Bu insanlar,
niçin inanmıyorlar?
Halbuki ahirette
Cehennem var, azap var.
Şimdi, günah içinde
yaşasalar da, fakat,
Yarın, karşılarına
çıkacak bu hakikat.
Niçin göremiyorlar onlar
bu hakikati?
Halbuki ahirette,
Cehennem var, bu kati.
İmanları olsaydı keşke
her kişinin de.
Yarın yanmasalardı
Cehennem ateşinde.
Sonra, dua ederim
Rabbime ağlayarak:
Ya Rabbi, azabına kılma
bizi müstehak.
İman ve hidayet ver
bilcümle insanlara.
Yarın atılmasınlar,
şiddetli azaplara. ) |