|
22 - BEDİÜDDİN
SERAHENPURİ
(Rahmetullahi Aleyh)
Kalp gözü açıktı
İmam-ı Rabbaniye tam
bağlı değil iken,
Memurluk yapıyordu, öyle
gidip gelirken.
(İstifa edeyim mi?)
diyerek edince arz,
Buyurdular ki: (Hayır,
devam et yine biraz.)
Kendisi anlatır ki:
Sılaya gitmek için,
İmam-ı Rabbani'den
istedim bir gün izin.
Ayrılıp, Burhanpura
gidene kadar, her an,
Ruhen benimle idi,
ayrılmadı yanımdan.
O izin sırasında, (Cuki)
nam bir kişinin,
Yanına girmiş idim,
halini görmek için.
O, Hind kâfiri olup,
istidrac sahibiydi.
Sihriyle meşhur olan,
bir sihirbaz gibiydi.
O beni görür görmez,
dedi: (Ey Bediüddin!
İmam-ı Rabbaniyi
bırakıp niye geldin?
O, öyle biridir ki, bu
devirde, bu günde,
Onun gibi bir veli
bulunmaz yer yüzünde.)
Ben buna hayret edip,
dedim ki: (Peki niçin,
Hizmet ve sohbetine
gitmezsin o kişinin?)
O, (Ben de olgunlaştım,
ihtiyacım yok ona.)
Diyerek, devam etti
küfür ve inadına.
Yine o anlatır ki: (Bir
ısrar üzerine,
Gidiyorduk bir şeyhin
kabir ziyaretine.
Lakin biliyordum ki,
üstadım hazretleri,
O şeyhe kırgın idi, uzun
zamandan beri.
Lakin ısrar üzere ve
kerhen gidiyordum.
Hem de, (üstadım bana
kırılır mı?) diyordum.
Nihayet kabre varıp, tam
oturduğum zaman,
Baktım ki, etrafımda
dolaşıyor bir arslan.
Şöyle bir göz ucuyla
bakınca o hayvana,
Gördüm ki, kızgınlıkla
bakıyor o da bana.
Dikkat ettim, arslanın
iki gözü de aynen,
Hocamın gözlerinin aynı
idi tamamen.
Yüzü dahi, hocamın
yüzünün aynısıydı.
Üzerinde, çok büyük
kızgınlık hali vardı.
Hocamın çok öfkeli
halini, o hayvanda,
Görünce, titremeye
başladım ben o anda.
Ve artık bir saniye bile
duramayarak,
Uzaklaştım oradan, gayet
pişman olarak.
İmam-ı Rabbaniden
icazet alıp bu zat,
Memleketine dönüp,
kulları etti irşat.
Bir kere, bir ahbabı
sordu ki şu suali:
(Geçen gün babam öldü,
nasıldır acep hali?)
Gözlerini yumarak,
buyurdu ki: (O kimse,
Şu anda Cennettedir,
giymiş beyaz elbise.
Diyor ki: Bu makamdan,
gelmezdim buraya ben.
Lakin siz çağırınca,
geliverdim mecburen.
Şöyle şöyle biridir,
görüyorum şu saat.)
O ahbabı dedi ki:
(Babamdır işte o zat) |