|
18 - EBU ALİ CÜRCANİ
(Rahmetullahi Aleyh)
Kabir konuşuyor
Evliyanın büyüğü Ebu Ali Cürcani,
Dine hizmet yolunda, tanımadı bir
mani.
Ekseri bahsederdi ölümden,
ahiretten.
Binlerce müslümanı uyandırdı
gafletten.
Bir defa, kendisine sordular şu
suali:
(İnsan kabre girince, nasıl olur
ahvali?)
Buyurdu: Kardeşlerim, bir kimse
etse vefat.
Başlar o kimse için, değişik
başka hayat.
Defin bitip, cemaat dağılırken
yanından,
O, ayak seslerini işitir
mezarından.
O mevta, yalnız kalır artık o
mezarında,
Amellerinden başka, kimse olmaz
yanında.
İnsanlar ayrılınca, seslenir ona
mezar,
Der ki: (Ey Ademoğlu, kıldın mı
bende karar?
Bilir miydin buranın nasıl yer
olduğunu?
Yoksa, hissetmedin mi öğrenmek
lüzumunu?
Görürsün ki burası, hem dardır,
hem karanlık.
Bulunmaz hem bu yerde ne yatak,
ne de yastık.
Dün, üstümde gezerdin, pek
gururlu olarak.
Kabir nasıl bir yerdir, etmedin
mi hiç merak?
Benim içim, doludur böcek ve
akrep ile.
Hazırlıksız geldinse, şimdi her
şey nafile.
Üstümde, günahları eyledinse
irtikab,
Şimdi benim içimde, revadır sana
azap.
Hem de hiç hazırlıksız geldinse
bu mezara,
Kurtarmaz bu azaptan seni ne mal,
ne para.)
Eğer o ölen kişi, salih bir kimse
ise,
Gaibten başka bir ses, cevap
verir o sese.
Der ki: (Ne söylüyorsun bu mümine
ey kabir!
Bu, öyle bir kimse ki, eyleme onu
tahkir.
O, Rabbine inanıp, gece gün etti
taat.
Hep islama muvafık dünyada sürdü
hayat.
Emr-i maruf yaparak hizmet etti
bu dine.
En ufak bir sıkıntı gösterme bu
mümine.)
Bu sesin arkasından, genişler
kabri hemen.
Cennet yaygılarıyla tefriş olur
tamamen.
Daha sonra yanına, biri gelir pek
güzel.
Çok nurlu ve sevimli, her
bakımdan mükemmel.
Der ki: (Sen kimsin acep, ne
güzelsin ve şirin.
Bu tenha yerde gelip, beni
sevindirirsin?)
O der ki: (Sen dünyada eyledin
iyi a'mal.
Beni, o amellerden halk eyledi
Zülcelal.)
O ameller, dört yandan kuşatırlar
o zatı.
Ondan ırak ederler gelecek
mazarratı.
Azap melaikesi gelirlerse faraza,
(Namaz) karşı çıkarak, eder tam
muhafaza.
Sonra, başka cihetten
yaklaşırlarsa eğer,
(Oruc)u karşı çıkıp, mani olur bu
sefer.
Onlar bunu görünce, giderler
dönüp derhal.
Ve derler ki: (Ne güzel, mübarek
olsun bu hal.)
|