|
17 - EBU BEKR-İ VERRAK
(Rahmetullahi Aleyh)
Allah korkusu budur
Ebu Bekr-i Verrak ki, âlim ve
evliyadan.
Pek fazla korkuyordu Allahü
teâlâdan.
Hazret-i Hızır ile çok isterdi
görüşmek.
Ve her gün, adetiydi, kabir
ziyaret etmek.
Bir cüz Kur'an okurdu, her gün
gidip gelirken.
Yine ziyaret için, çıktı bir gün
evinden.
Giderken bir ihtiyar, kendine
görünerek,
Dedi ki: (İster misin benimle
sohbet etmek?)
Onun bu teklifine, (Peki) dedi
gönülden.
Zira çok sevimliydi, nur akardı
yüzünden.
O kimseyle ziyaret ettiler
kabirleri.
Ve yine konuşarak döndüler eve
geri.
Ayrılırken, yaşlı zat dedi: (Ey
biraderim!
Çok görmek istediğin o Hızır,
işte benim.
Beni gördün ve lakin çok meşgul
ettim seni.
Zira okuyamadın bu gün Kur'an
dersini.
Zararı bu olursa Hızır ile
sohbetin,
Düşün fenalığını malayani
sözlerin.)
Bir oğlu var idi ki, temiz ve
hoştu hali.
Mektebe gönderdi ki, öğrensin
ilmihali.
Bu çocuğu, bir akşam geldiğinde
mektepten,
Korkudan titriyordu, solmuştu
yüzü hepten.
Çok üzülüp dedi ki: (Ey oğlum, ne
bu halin?
Niçin soldun sarardın, niçin
titrer bedenin?)
Dedi ki: (Hocam bana öğretti ki
bir âyet,
Ben onun dehşetinden, korkuya
düştüm gayet.
Müzzemmil suresinin, onyedinci
âyeti,
Bildiriyor bizlere şu müthiş
hakikati:
(Eğer kurtulmazsanız siz bu
küfrün içinden,
Nasıl kurtulursunuz Cehennem
ateşinden?
O kıyamet gününün korku ve
endişesi,
Ak saçlı ihtiyara döndürür çok
gençleri.)
Çocuğun hastalığı, gün be gün
arttı hepten.
Bir müddet sonra ise, vefat etti
bu dertten.
Ertesi gün, babası, ziyaret
eyleyerek,
Ağladı göz yaşıyle şunları
söyleyerek:
(Ey nefsim, bak şu oğlun, bir
âyet işitmekle,
Korktu ve hastalandı, hatta öldü
bu dertle.
Sen ise, bunca yıldır okursun
bunu, lakin,
Sana bir şey olmuyor, taş mıdır
senin kalbin?)
Buyurdu: (Çok uyumak, çok
konuşmak, çok yemek,
Gönlü katılaştıran şeylerdir,
kaçmak gerek.
Kalbi katılaştıran çok
konuşmaktan murat,
Hiç günah karışmayan
konuşmalardır fakat.
Yoksa, dine aykırı ve günah
sözler ile,
Kalp katılaşmak değil, büsbütün
ölür bile.)
Onu, öldükten sonra, biri gördü
rüyada.
Baktı ki, hıçkırarak ağlıyordu
orada.
Sebebini sordukta, buyurdu: (Ey
kardeşim!
Öldüğüm günden beri, hep böyle
yaş dökerim.
Zira bu, müminlere ait bir
kabristandır.
Ve lakin iman ile gelebilen pek
azdır.
Müslüman mezarlığı bilinir bu
yer, fakat,
On kişiden, bir kişi imanla gelir
heyhat!)
|