ŞİİRLERLE MENKIBELER

BUHARA EVLİYÂLARI

 

1.Cild

  Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhara Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

15 - ABDÜLHALIK GONCDÜVANİ       (Rahmetullahi Aleyh)   

Müminin firaseti

 

Bir aşure günüydü, hazret-i Abdülhalık,

Sohbet ediyordu ki mescitte bir aralık,

 

Müslüman kıyafetli bir genç girdi içeri.

Talebe arasında, oturdu diz üzeri.

 

Bu büyük zat, bir yandan hem sohbet ediyordu,

Bir yandan da, dikkatle o gence bakıyordu.

 

Sohbetin arasında, bir ara o genç adam,

Dedi ki: (Ey efendim, Resul aleyhisselam,

 

Firaset-i müminden sakının ey insanlar!

Zira o, Rabbimizin nuruyla eder nazar.

 

Diye, bir hadisinde, buyurdu ki Eshaba:

Bu hadis-i şerifin sırrı nedir acaba?)

 

Buyurdu: (Sırrı şu ki, belindeki zünnarı,

Çıkar da müslüman ol, kandırma insanları.)

 

Genç, itiraz ederek dedi: (Allah korusun.

Yani sen, şimdi bende zünnar mı var diyorsun?)

 

Buyurdu: (Şu hırkanı çıkar da öyle ise,

Zünnar olmadığını, isbat et madem bize.)

 

Çıkardı hırkasını, o genç istemeyerek.

Belinde bağlı zünnar çıkınca, üzüldü pek.

 

Yalan söylediğine utandı, mahcup oldu.

O an islama karşı, kalbine sevgi doldu.

 

Hem de bir evliyanın, Allah'ın nuru ile,

Nazar edeceğini anladı böylelikle.

 

Kalbinde ona karşı, duydu büyük  muhabbet.

Ve getirdi aşk ile, kelime-i şehadet.

 

O zaman o büyük zat buyurdu ki: (Ey dostlar!

Bu, kesti zünnarını ve affa oldu mazhar.

 

Gelin, biz de keselim bizdeki zünnarları.

Olsun imanlarımız kâmil ve şirkten arı.

 

O, maddi zünnarını kesti ve etti iman.

Biz, kalptekini kesip, bulalım tam itminan.

 

Şu kibir zünnarını kalpten kesip atalım.

Gizli şirk belasından, böylece kurtulalım.)

 

Şaşkına döndü herkes onun bu sözlerinden.

İmam'ın ayağına düştüler hepsi birden.

 

Herbirinin kalbinden, onun himmeti ile,

Gitti gurur ve kibir, kalmadı zerre bile.

 

Bu zatın tek gayesi, dine hizmet yapmaktı.

Her duası, İndallah kabul olan bir zattı.

 

İnsanlar, hatta cinler, bu mübarek kişinin,

Yanına koşarlardı, bir dua almak için.

 

Yine sevenlerinden birisi, çok uzaktan,

Dergaha gelmişti ki, dua alsın bu zattan.

 

Az sonra, güzel yüzlü, şık giyimli genç biri,

Gelip dua istedi ve çıkıp gitti geri.

 

Lakin gelen misafir, çok merak etti onu.

Sual etti İmam'dan onun kim olduğunu.

 

Buyurdu: (Melek idi, biraz önce gördüğün.

Dua istemek için, bize gelir bazı gün.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan