|
15 - ABDÜLHALIK
GONCDÜVANİ (Rahmetullahi
Aleyh)
Müminin firaseti
Bir aşure günüydü, hazret-i
Abdülhalık,
Sohbet ediyordu ki mescitte bir
aralık,
Müslüman kıyafetli bir genç girdi
içeri.
Talebe arasında, oturdu diz
üzeri.
Bu büyük zat, bir yandan hem
sohbet ediyordu,
Bir yandan da, dikkatle o gence
bakıyordu.
Sohbetin arasında, bir ara o genç
adam,
Dedi ki: (Ey efendim, Resul
aleyhisselam,
Firaset-i müminden sakının ey
insanlar!
Zira o, Rabbimizin nuruyla
eder nazar.
Diye, bir hadisinde, buyurdu ki
Eshaba:
Bu hadis-i şerifin sırrı nedir
acaba?)
Buyurdu: (Sırrı şu ki, belindeki
zünnarı,
Çıkar da müslüman ol, kandırma
insanları.)
Genç, itiraz ederek dedi: (Allah
korusun.
Yani sen, şimdi bende zünnar mı
var diyorsun?)
Buyurdu: (Şu hırkanı çıkar da
öyle ise,
Zünnar olmadığını, isbat et madem
bize.)
Çıkardı hırkasını, o genç
istemeyerek.
Belinde bağlı zünnar çıkınca,
üzüldü pek.
Yalan söylediğine utandı, mahcup
oldu.
O an islama karşı, kalbine sevgi
doldu.
Hem de bir evliyanın, Allah'ın
nuru ile,
Nazar edeceğini anladı
böylelikle.
Kalbinde ona karşı, duydu büyük
muhabbet.
Ve getirdi aşk ile, kelime-i
şehadet.
O zaman o büyük zat buyurdu ki:
(Ey dostlar!
Bu, kesti zünnarını ve affa oldu
mazhar.
Gelin, biz de keselim bizdeki
zünnarları.
Olsun imanlarımız kâmil ve
şirkten arı.
O, maddi zünnarını kesti ve etti
iman.
Biz, kalptekini kesip, bulalım
tam itminan.
Şu kibir zünnarını kalpten kesip
atalım.
Gizli şirk belasından, böylece
kurtulalım.)
Şaşkına döndü herkes onun bu
sözlerinden.
İmam'ın ayağına düştüler hepsi
birden.
Herbirinin kalbinden, onun
himmeti ile,
Gitti gurur ve kibir, kalmadı
zerre bile.
Bu zatın tek gayesi, dine hizmet
yapmaktı.
Her duası, İndallah kabul olan
bir zattı.
İnsanlar, hatta cinler, bu
mübarek kişinin,
Yanına koşarlardı, bir dua almak
için.
Yine sevenlerinden birisi, çok
uzaktan,
Dergaha gelmişti ki, dua alsın bu
zattan.
Az sonra, güzel yüzlü, şık
giyimli genç biri,
Gelip dua istedi ve çıkıp gitti
geri.
Lakin gelen misafir, çok merak
etti onu.
Sual etti İmam'dan onun kim
olduğunu.
Buyurdu: (Melek idi, biraz önce
gördüğün.
Dua istemek için, bize gelir bazı
gün.)
|