|
13 - HAKİM-İ TİRMİZİ
(Rahmetullahi Aleyh)
Söz dinlemek
Hakim-i Tirmizinin, tasavvufla
ilgili,
Bir kitabı vardı ki, ilimle dolu
idi.
Verip bu kitabını talebeden
birine,
Buyurdu ki: (Götür at, bunu
Ceyhun nehrine.)
(Peki) deyip, kitabı alıp çıktı
oradan.
Lakin onu atmaya kıyamadı o
zaman.
Oradan, hocasının huzurlarına
geldi.
Kitabı sorduğunda, (Attım
efendim) dedi.
(Peki, ne gördün?) diye sorunca
hoca ona,
Bir şey görmediğini arz etti
hocasına.
Buyurdu ki: (O halde, sen onu
atmamışsın.
Kıymetini düşünüp, ona
kıyamamışsın.
Tekrar git, o kitabı elin ile
suya at.
Peki de ve söz dinle, nefsine
verme fırsat.)
Ertesi gün, kitabı attı Ceyhun
nehrine.
Hocasının emrini getirmişti
yerine.
Atar atmaz bir sandık çıktı suyun
içinden.
Kitap, sandık içine düşüverdi
elinden.
Hemen sonra, sandığın kapandı
kapakları.
Talebe, hayret ile gördü bu
olanları.
Oradan döndüğünde hocasının
yanına,
Gördüğü hadiseyi, arz etti bir
bir ona.
Dinleyince hocası bunları
kendisinden,
Buyurdu: (Şimdi oldu, atmışsın
hakikaten.)
Talebesi dedi ki: (Evet, attım
ise de,
Bu işin esrarını izah edin bize
de.)
Buyurdu: (Tasavvufla ilgili
bilgileri,
Toplayıp, bir risale yazmıştım
önceleri.
Ve lakin öyle ince bilgilerdi ki
onlar,
Anlamaktan acizdi bu zamanki
insanlar.
Hızır aleyhisselam istedi benden
onu.
Onun için demiştim: Götür, suya
at bunu.
Emretti Hak teâlâ sudaki bir
balığa.
Onu senden alarak, teslim etti
Hızır'a.)
Talebe anladı ki, gaye atmak
değilmiş.
O kitabı, Hazret-i Hızır'a
vermek imiş.
Bu zat, bir sohbetinde buyurdu
ki: (Ey insan!
Alçak gönüllü ol ki, Rabbimiz
etsin ihsan.
Zira Allah, sevmiyor kibirli
olanları.
Ve hatta rahmetinden, uzak eder
onları.
Bilhassa büyüklere lazımdır
saygı, edep.
Zaten halis müslüman, mütevazı
olur hep.
Edebin bir tarifi, İtiraz
etmemektir.
Büyüklerin emrine (baş üstüne)
demektir.
Bu nefsi, en ziyade tahrip eden
de yine,
Hemen (Peki) demektir büyüklerin
emrine.
Zira bu azgın nefis, hep hayır
demek ister.
Mütevazı olursa, (Peki) deyip söz
dinler.
|