|
13 - HAKİM-İ TİRMİZİ
(Rahmetullahi Aleyh)
Hayvana şefkat
Hakim-i Tirmizi ki, büyük hadis
imamı.
Hem dahi tasavvufta yüksek idi
makamı.
Tevazu sahibiydi, üzmezdi kimseyi
hiç.
Yok idi dünyalığı, bir kulübesi
hariç.
Hatta bir kapı dahi yoktu
kulübesinde.
Bir perde asılıydı yalnız kapı
yerinde.
O, bir sene hac için terk edince
bu yeri,
Bir kaç yavrusu ile, köpek girdi
içeri.
Haccı ifa edip de döndüğünde
geriye,
Gördü ki, köpek girmiş evinden
içeriye.
İlişmedi hayvana, ona
merhametinden.
Oynatmak istemedi onu rahat
yerinden.
Lakin kendisinin de, yoktu başka
bir evi.
Kovmak da, hiç içine sinmedi bu
köpeği.
Belki kendi kendine çıkıp gider
diyerek,
Biraz beklediyse de, çıkmadı
lakin köpek.
Gitti, dolaştı biraz, dönüp geldi
yerine.
Fakat oturuyordu içerde köpek
yine.
Dolaştı biraz daha etrafında o
yerin.
Lakin yoktu niyeti çıkmaya o
köpeğin.
Bir hayli gitti geldi, gitti
geldi mübarek.
Bekledi, isteğiyle içerden çıksın
köpek.
O gece, seksen defa gitti geldi o
yere.
Yine de ilişmedi o zavallı
köpeğe.
O devirde vardı ki abid ve zahid
bir zat,
Hakim-i Tirmiziye inanmazdı o
fakat.
Onun büyüklüğüne ederdi hep
itiraz.
O gece, Resulullah eyledi onu
ikaz.
Şöyle ki, rüyasına girerek o
zahidin,
Buyurdu: (Kıymetini iyi bil
Tirmizi'nin.
Ebedi saadete kavuşmak
istiyorsan,
Koş onun hizmetine, geçirme
daha zaman.)
Ertesi gün o zahid, gelerek
huzuruna,
Af dileyip, aynı gün talebe oldu
ona.
Kusuru, hep kendinde bilirdi bu
veli zat.
Aramazdı kimsede asla kusur,
kabahat.
Bir kimseye üzülüp darılsaydı da
hatta,
Bilakis daha iyi davranırdı o
zata.
İhsanda bulunurdu zaten çok
kimselere,
Daha fazla yapardı kendini
üzenlere.
Muhterem hanımına, sordular gelip
bir gün:
(Kızdığı oluyor mu Hakim-i
Tirmizi'nin?)
O, (Oluyor) deyince, sordular ki:
(Ey hatun!
Peki, nasıl anlarsın kızdığını
sen onun?)
Dedi ki: (Gayet kolay, o bize
kızsa eğer,
Eskisinden daha çok iyilik, ihsan
eder.
Kabahatimiz için, darılıp kızmaz
asla.
Bilakis ihsanını kat be kat yapar
fazla.
Kendisinde bilir hep kusur ve
kabahati.
Artardı bu hallerde ibadat-ü
taati.)
|