|
09 - KADI MUHAMMED ZAHİD (Rahmetullahi Aleyh)
Muradın nedir?
Evliyanın büyüğü, ilmin
hazinesiydi.
Ubeydullah Ahrarın
mümtaz talebesiydi.
Kendisi anlatıyor:
Talebelik çağında,
Bir arkadaşım vardı,
Nimetullah adında.
Semerkant'tan Hirata,
yola çıktık ikimiz.
Tasavvufta bir rehber
bulmaktı niyetimiz.
Şaduman adındaki bir
köyde konakladık.
Hava da çok sıcaktı,
günlerce orda kaldık.
Biz o köyde dururken,
işittik ki bir haber:
Ubeydullah-ı Ahrar, o
köye gelmiş meğer.
Bir ikindi vaktiydi,
gittik ziyaretine.
Daha ilk sohbetinde,
tutuldum kendisine.
(Sen neredensin?) diye,
sordu bana o zaman.
Arz ettim ki: (Efendim,
gelirim Semerkant'tan.)
Çok güzel, tesirli ve
fasih konuşuyordu.
Kalbimden geçenleri,
dile getiriyordu.
Lakin biz Hirat için
çıkmış idik bu yola.
Hava sıcaklığından,
vermiştik orda mola.
Her nedense bu arzu,
çıkmamıştı içimden.
Bunu dahi anlayıp,
buyurdu ki peşinden:
(Hirat'a gitmekteki
muradın acep nedir?
Tasavvufa girmek mi,
ilim öğrenmek midir?)
Öyle heybetliydi ki,
sükut ettim korkudan.
Yerime, arkadaşım cevap
verdi o zaman.
Dedi: (Onun maksadı,
tasavvufa girmektir.)
Buyurdu ki: (Öyleyse,
iyi ve mübarektir.)
Sonra beni alarak,
götürdü evlerine.
Elimi, eli ile tutup
çekti kendine.
O anda bayılmışım,
ayıldım sonra birden.
Gördüm ki, Hirat fikri
silinmemiş kalbimden.
Bu halimi anlayıp,
Hirat'a gitmem için,
Biraz tefekkür edip,
sonunda verdi izin.
Yola çıktık ve lakin
hastalandı hayvanım.
Öyle ki, zafiyetten
atamazdı tek adım.
Hayvanımdan inerek,
yürüdüm biraz yaya.
Bu sefer de gözlerim
başladı ağrımaya.
Bu ağrıdan ötürü, bir
yerde verdim mola.
İyileşip, tekrardan
Hirata çıktım yola.
Sonra da, bedenimi sıtma
tuttu bu sefer.
Anladım ki, bu işte
hayır yok bana meğer.
Acele geri dönüp,
kavuştum ona yine.
O günden itibaren
katıldım sohbetine.
Bu zat buyuruyor ki:
(Rabbimiz, bir kuluna,
Acır, onu severse, iki
şey verir ona.
Birincisi, tanıtır
sevdiği bir kulunu.
Onun vasıtasıyla kendine
çeker onu.
İkinci olarak da, ona
iyi, münasip,
Yani hayırlı bir iş, bir
meslek eder nasip.
Allah'ın, bir kulunu
sevdiğine tek nişan,
Hep hayırlı işlerle,
meşgul olur o insan.) |