|
04 - FERİDÜDDİN GENC-İ
ŞEKER
(Rahmetullahi Aleyh)
Gaibden tokat
Delhili genç bir adam,
duydu ki Acuzanda,
Evliyadan bir kimse var
imiş bu zamanda.
Feridüddin Genc Şeker
derlermiş kendisine,
Düşündü ki: Gideyim o
zatın beldesine.
Yanında tövbe edip,
talebesi olayım.
Onun teveccühüyle, doğru
yolu bulayım.
Bu halis niyet ile,
sefere çıktı hemen.
Yolda, bir kasabaya
uğradı çok geçmeden.
Lakin bir kötü kadın, o
genci gördüğünde,
Onun güzelliğine aşık
oldu o günde.
Onu aldatmak için,
uğraştı pek çok, fakat,
Genç, o kötü kadına hiç
etmedi iltifat.
Lakin kadın, sonunda
birçok hiyle yaparak,
Meylettirdi kendine, o
genci aldatarak.
Genç adam, tam elini
uzatırken kadına,
Bir kavi tokat indi
gaibden suratına.
Ve bir ses işitti ki:
(Sen kime gidiyordun?
Ne için bu kadına
aldanıp mağlup oldun?)
Bu ikaz üzerine, mahcup
oldu genç kişi.
Dedi: (Doğru, ben nasıl
yaparım haram işi?)
Çekti hemen elini, ona
hiç dokunmadan.
Devam etti yoluna,
dinlenmeden, durmadan.
Lakin bu hadiseden, pek
fazla duygulandı.
Nihayet o velinin
memleketine vardı.
Büyük bir merak ile
sordu o ahaliye:
(Feridüddin Genc Şeker,
bu yerde kimdir?) diye.
Dergahını bularak,
yanına vasıl oldu.
Feridüddin Genc Şeker,
ona şöyle buyurdu:
(Ey oğlum, sen
gelirken, rastladın bir
kadına.
Hiylesine aldanıp,
tam düşerken ağına,
Şu tertemiz elini,
ona hiç dokunmadan,
Kurtardı bir zat
seni, o günah ve
haramdan.)
Genç kişi dinleyince,
onun bu sözlerini,
Anladı o yardımın, o
zattan geldiğini.
Bu zat buyuruyor ki:
(Hakiki bir müslüman,
Şöyledir ki, kimseye bir
zarar gelmez ondan.
Çünkü o, bağlanmıştır
kalben cenab-ı Hakka.
Bir mesuliyet hissi
taşır o cümle halka.
Birine, bir fenalık
düşünse de o insan,
Mani olur o işe,
kalbindeki o iman.
La teşbih, bir köpeğin
tasması varsa şayet,
Ondan, hiçbir insana bir
zarar gelmez elbet.
Lakin yoksa tasması, o,
sahipsiz demektir.
İmansız olanlara, işte
bu, bir örnektir.
Sahipsiz bir köpeğin,
her an ne yapacağı,
Belli olmaz ne zaman,
kime saldıracağı.
Bunun gibi, imanı
olmayan kâfirler de,
Zarar yapabilirler her
insana, her yerde.) |