|
04 - FERİDÜDDİN GENC-İ
ŞEKER
(Rahmetullahi Aleyh)
Tuz ve şeker
Feridüddin Genc Şeker,
devrinin bir tekiydi.
Henüz doğmadan önce,
görüldü kerameti.
Şöyle ki, validesi
hamile iken ona,
Uzandı komşusunun bir
erik ağacına.
Koparmamış idi ki
velakin o erikten,
Karnında rahatsızlık,
bir acı duydu birden.
Büyüdükte, annesi dedi
ki bu oğluna:
(Oğlum, nasip olmadı bir
haram lokma bana.)
O da gülümseyerek, şöyle
dedi: (Anne, siz,
Komşunun ağacına
uzanmışken izinsiz,
Birden ağrı
vermiştim, meyveden
koparmadan.
O gün ben
vazgeçirdim, sizi haram
lokmadan.)
Her gün oruç tutardı,
uzun yaz günlerinde.
Yiyecek bulunmazdı, çoğu
zaman evinde.
Açlığı, had safhaya
geldiğinde, bir zaman,
Ağzına küçük taşlar
doldurdu açlığından.
Hikmet-i ilahiyle
ağzındaki o taşlar,
Bir anda, çok lezzetli
tatlı şeker oldular.
Hocası bunu görüp,
buyurdular ki hemen:
(Şeker hazinesidir
bizim Ferid esasen.)
Yine bir gün, bir
tüccar, ticaret
gayesiyle,
Şeker yüklü bir kervan
götürürken Delhiye,
Feridüddin Genc Şeker,
görüp o çuvalları,
Sormuştu ki: (Ne ile
doldurdun sen bunları?)
O tüccar, cevabında,
sinsi sinsi gülerek,
(Tuz doludur) demişti,
istihza eyleyerek.
O dahi buyurdu ki:
(Madem öyle diyorsun,
Öyleyse, çuvalların
içleri hep tuz olsun.)
Tacir, Delhi şehrine
nihayet geldiğinde,
Çuvalları açtı ki, tuz
dolu herbirinde.
Hatasını anlayıp, oradan
döndü geri.
Arayıp, buldu hemen
Ferid-i Genc Şekeri.
Pek çok özür dileyip,
arz etti ki: (Efendim!
Bendeniz, size karşı
edepsizlik eyledim.
Zira, şeker var iken
çuvallarda o zaman,
Tuz doludur diyerek,
söyledim size yalan.)
Buyurdu: (Madem
şimdi, şeker vardı
diyorsun,
Öyleyse, o tuzların
tamamı şeker olsun.)
Gelip, o çuvalları
merakla açtı hemen.
Gördü ki, bütün tuzlar,
şeker oluş tamamen.
Bu zat, bir sohbetinde
buyurdu ki: (Bir kimse,
Günah işlediğinde,
pişmanlık duyar ise,
Bu hali, onun için
bulunmaz bir nimettir.
Zira bu pişmanlığı,
tövbe etmek demektir.
Eğer Allah korusun,
olmazsa hiç üzülmek,
Hatta tatlı gelirse, ona
günah işlemek,
Günahta ısrardır ki,
gayet fena bir iştir,
Bu hal, o kimse için
tehlikeli gidiştir.) |