|
02 - MUİNÜDDİN-İ ÇEŞTİ
(Rahmetullahi Aleyh)
İndir onu aşağı
Dedi ki: (Hükümdarım,
bana bırak bu işi.
Sihrimin karşısında,
tutunamaz o kişi.)
Cümle talebesini takarak
arkasına,
Oturdu kendi dahi, bir
ceylanın postuna.
Büyük gürültülerle,
bağırıp çağırarak,
Geldiler, kendi dahi
önlerinde uçarak.
Muinüddin-i Çeşti,
gelenleri görünce,
Hemen etraflarına, bir
çizgi çizdi önce.
Sonra da, buyurdu ki o
müminlere hemen:
(Dışarı çıkmayınız,
sakın bu daireden!)
Sihirbaz Ecipal ve cümle
talebeleri,
Asla giremediler
daireden içeri.
Çok uğraştılarsa da
içeri girmek için,
Lakin gelemediler
üstesinden bu işin.
Dünyaca gayet meşhur
tanınan bu sihirbaz,
Büyük hayret içinde,
dedi ki: (Hayır, olmaz!
Benim gibi bir sahir
yokken bu yeryüzünde,
Nasıl mağlup olurum, bir
insanın önünde.)
Bir şey yapamayınca
müminlere velhasıl,
Başka sihirlerini
denedi, fasıl fasıl.
Dağlardan, milyonlarca
yılanları alarak,
Onların üzerine
gönderdi, sihr yaparak.
Yılanlar, sürü sürü,
dere tepe aştılar.
Sular gibi akarak,
onlara ulaştılar.
Lakin geldiklerinde
onlar da o çizgiye,
Yine giremediler, bir
santim içeriye.
Yine aciz kalınca, bu
sihirle de artık,
Ateşler yağdırmaya
başladı bir aralık.
Lakin o ateşler de,
geldiğinde çizgiye,
Tek bir kıvılcım dahi,
girmedi içeriye.
Onlara, zerre kadar
yapamadan bir zarar,
Meyus halde geriye döndü
o sihirbazlar.
Onların en büyüğü, dedi
ki hükümdara:
(İzin ver, tek başıma
gideyim ben onlara.)
Bir ceylan derisinin
üstüne oturarak,
Müminlerin üstüne, geldi
tekrar uçarak.
Muinüddin Çeştiyi
tehdit etti bir hayli.
Hırlayan bir köpeğe
benziyordu o hali.
O dahi, sihirbaza
buyurdu ki o anda:
(Sen, yerde ne yaptın
ki, ne yaparsın havada?)
Bu sözden etkilenen
sihirbaz da, o zaman,
Postunun üzerinde
yükseldi göğe o an.
Ne zaman ki müminler,
görmedi artık onu,
Muinüddin-i Çeşti
çıkardı pabucunu.
Buyurdu: (Ey pabucum,
sen de çık havalara.
İndir onu aşağı,
başına vura vura.)
Ve o pabuç, havaya
fırladı birden bire.
Süratle yükselerek,
yetişti o kâfire,
Başına vura vura,
indirdi Ecipali.
Artık sihir yapmaya
kalmamıştı mecali.
|