|
19 - AZİZ MAHMUD HÜDAYİ
(Rahmetullahi Aleyh)
Evliya duası
Bu Allah adamına,
haşmetli Sultan Ahmet,
Bir gün, ibrik elinde,
su döküp etti hizmet.
Sultan’ın annesi de,
arkasında kafesin,
Ayakta, havlu elde,
beklerdi tutmak için.
Gönlünden geçirdi ki o
an valide hanım:
Bir tek kerametini görse
idim bu zatın.
Bu fikrini anlayıp,
buyurdu ki: (Çok hayret!
Bazısı düşünür ki,
görseydim bir keramet.
Halbuki bir Padişah,
hürmet gösterip bize,
Eğilmiş, ibrik ile su
döker elimize.
Muhterem annesi de,
gerisinde kafesin,
Ayakta, havlu elde,
bekliyor tutmak için.
Bütün bunlar, keramet
değil de, nedir ya da?
Bundan büyük keramet var
mı bugün dünyada?)
Sordu Sultan: (Efendim,
denir ki rivayette:
Abdulkadir Geylani, o
yevm-i kıyamette,
Kendine bağlı olan
talebeye, bahusus,
Şefaat edecekmiş, doğru
mudur bu husus?)
Aziz Mahmud Hüdayi,
düşünüp az bir müddet,
Sonra da buyurdu ki:
(Doğrudur bu rivayet.)
Sultan sual etti ki:
(Peki, zat-ı aliniz,
Bu hususta acaba, var
mıdır bir vadiniz?)
O zaman Aziz Mahmud
Hüdayi hazretleri,
Mübarek kollarını
uzatarak ileri,
Dua etti: (Ya Rabbi, ta
kıyamete kadar,
Yolumuza girip de, bize
tâbi olanlar,
Ve ömründe bir kere,
gelip de türbemize,
Bir Fatiha okuyup,
gönderirse kim bize,
Denizde boğulmasın,
fakirlik görmesinler.
Dünyadan ahirete, iman
ile gitsinler.
Ölecekleri günü, daha
önce herbiri,
Bilip, haber versinler
gelmeden ecelleri.)
Yine başka bir zaman,
padişah Sultan Ahmet,
Hocası Hüdayi’yi
eylemişti ziyaret.
Birazdan, atlarına
binerek her ikisi,
Yaptılar Üsküdar’da bir
sohbet gezintisi.
Sonra, Karacaahmet
mezarlığı yanından,
Geçerken, Aziz Mahmud
Hüdayi durdu bir an.
Padişaha dönerek,
buyurdu: (Sultanımız!
Bir şey gösterelim mi
arzu buyurursanız?)
O, (İsterim) deyince,
döndü o mezarlığa.
Seslendi: (Ey mevtalar,
hep kalkınız ayağa!)
Onun bu nidasıyla,
bilcümle ehl-i kabir,
Mezarları içinde,
dikildiler hep bir bir.
Sonra, (Dönünüz!) diye
eyleyince bir hitap,
Hepsi, eski haline
dönüverdi derakab. |