|
19 - AZİZ MAHMUD HÜDAYİ
(Rahmetullahi Aleyh)
Sultanlar ardınca
yürüsün
Bir gün Sultan Ahmet
Han, gitmişti Üsküdar’a.
Gördü bu veli zatı,
gezinirken bir ara.
Kendisi at üstünde, o
ise yaya idi.
Görünce, edebinden
süratle yere indi.
Yaklaşıp arz etti ki:
(Ey kıymetli üstadım!
Lütfedip binerseniz,
emrinizdedir atım.)
Baktı, cihan sultanı
bunu arzuluyordu.
Durdu ve bir hususu
hatırlar gibi oldu.
Bindirdi hocasını,
Sultan, kendi atına.
Kendi, yaya olarak düştü
onun ardına.
Sonra o mübarek zat, bir
yere gelip durdu.
Padişaha dönerek, ona
şöyle buyurdu:
(Sultanım, bu teklifi
yapınca az önce siz,
Bir şeyi hatırlayıp,
kabul ettik bunu biz.
Üstadım, bir gün bana,
sevgi ile bakarak,
Mübarek kollarını ileri
uzatarak,
Bana, can-ü gönülden bir
dua eylemişti.
Sultanlar rikabında
yürüsünler demişti.
Sırf hocamın o sözü
yerine gelsin diye,
Rıza göstermiş idim
atınıza binmeye.)
Sonra inip, Sultanı
bindirdi ata tekrar.
Kendi, yaya olarak
yürüdü eve kadar.
Osmanlı padişahı,
birinci Sultan Ahmet,
Bir cami yaptırmaya
eyledi bir gün niyet.
Caminin temeline, o
zaman ilk kazmayı,
Sultan’ın arzusuyla,
vurdu Mahmud Hüdayi.
Ve bir Cuma gününde,
tamamlandı nihayet.
Sultan, açılış için
herkesi etti davet.
Okutmak gayesiyle hem
Cuma hutbesini,
Çağırdı birisiyle,
Hakkın bu velisini.
Lakin o, otururdu
Üsküdar mevkiinde.
Karşıya geçmek için,
kıyıya geldiğinde,
Gördü ki, fırtınadan
denizde çok dalga var.
Cesaret edemedi gitmeye
kayıkçılar.
Kendisi bir kayığa
binerek bu büyük zat,
Sarayburnu’na kadar,
geldi sakin ve rahat.
Dalgalar, adam boyu ard
arda geliyordu.
Velakin o kayığa bir
zarar vermiyordu.
Onun bindiği kayık,
Allah’ın izni ile,
Dalgalardan bir zarar
görmedi zerre bile.
Kayığın etrafını
çevreleyen bir alan,
Hikmet-i ilahiyle
oluyordu süt liman.
Gelin gibi süzülüp,
vardı Sarayburnu'na.
O gün bunu duyanlar, çok
hayret etti buna.
Üsküdar-Sarayburnu
arasına, bu yüzden,
(Hüdayi yolu) diye, ad
verildi o günden. |