|
19 - AZİZ MAHMUD HÜDAYİ
(Rahmetullahi Aleyh)
Çok dualar aldı
Aziz Mahmud Hüdayi,
hazret-i Üftade’ye,
Hizmetle nail oldu büyük
istifadeye.
Her emrini, harfiyen
yerine getirerek,
Sair talebeye de olmuştu
güzel örnek.
O Allah adamına hizmet
edip ihlasla,
Aldı dualarını herkesten
daha fazla.
Ona olan aşırı sevgi ve
muhabbeti,
Ona bağlılığı ve tam bir
teslimiyeti,
Sayesinde, en fazla, o
kavuştu himmete.
Zira can-ü gönülden
koşuyordu hizmete.
Üç senenin sonunda,
hocası da nihayet.
Yetiştiğini görüp, verdi
mutlak icazet.
Ve hemen gönderdi ki onu
Sivrihisar’a,
İlim ve feyiz saçsın
orada insanlara.
Aziz Mahmud Hüdayi,
derhal (Peki!) diyerek,
İrşad etti kulları o
beldeye giderek.
Altı ay çalışınca orada
leyl-ü nehar,
Hocasının emriyle,
Bursa’ya geldi tekrar.
Baktı, büyük üstadı
Üftade hazretleri,
Gayetle zayıf düşmüş,
bozulmuş sıhhatleri.
Doksan yaşını aşmış idi
ki bu büyük zat,
Onun her hizmetini
Hüdayi gördü bizzat.
Çok memnun oluyordu
hocası da haliyle,
Her gün dua ederdi ona
bütün kalbiyle.
Bir gün de dua edip,
buyurdu ki: (Evladım!
Sultanlar, rikabında
yürüsün adım adım.)
Yani sen, at üstünde
giderken muradınca,
Sultan, yaya olarak
gelsin senin ardınca.
Hazret-i Üftade’nin
hastalığı artarak,
O senenin sonunda,
oldular vuslat-ı Hak.
Bu büyük evliyanın
vefatlarından sonra,
Aziz Mahmud Hüdayi nur
saçtı insanlara.
O ara, Üsküdar’da bir
yer satın alarak,
Dergah inşa ettirdi, bir
dershane olarak.
Talebeler, heryerden,
demeyip uzak yakın,
Onun medresesine
koştular akın akın.
Zengin fakir, yaşlı
genç, hatta devlet
ricali,
Gelirdi o dergaha her
kesimden ahali.
Devrin sultanları da,
gösterip saygı, edep,
Bu Allah adamından
faydalanırlardı hep.
Sultan birinci Ahmed ve
üçüncü Murad Han,
Dördüncü Murad ile,
sultan ikinci Osman,
Bu büyük evliyadan dua
istemişlerdir.
Onu, gönül sultanı
olarak bilmişlerdir.
Nice devlet adamı,
vezirler, kumandanlar,
Onun sohbetlerine
koşardı o zamanlar.
Çok ilim adamları
yetişti o dergahta.
O yer, kültür merkezi
haline geldi hatta. |