|
19 - AZİZ MAHMUD HÜDAYİ
(Rahmetullahi Aleyh)
Canımız üzüm istedi
Bir kış günü akşamı,
Üftade hazretleri,
Yanına çağırmıştı cümle
talebeleri.
O, sohbet ediyor ve
onlar da dinliyordu.
Bir ara, sohbetini kesip
şöyle buyurdu:
(Dostlarım, taze üzüm
canımız etti talep.
Aransa, bulunur mu bu
gece vakti acep?)
Talebenin kalbinden
geçti ki o arada:
Olur mu taze üzüm bu kış
günü ve karda?
Velakin Aziz Mahmud
düşündü ki şöylece:
Madem hocam istedi,
bulmalıyız bu gece.
Ve ayağa kalkarak, arz
etti ki: (Efendim!
Müsade ederseniz, ben
bulup getireyim.)
Üftade hazretleri (Peki,
getir!) deyince,
O, bir sepet alarak,
yola düştü hemence.
Çekirge mevkiinde bir
bağı var idi ki,
Süratle yürüyerek, bağa
oldu mülaki.
Mevsim kış olduğundan,
yağmıştı her yere kar.
Baktı, karlar altında
kalmış bütün asmalar.
Bir asma çubuğunu
temizledi karlardan.
Salkım salkım üzümler
göründü hemen alttan.
(Bu, hocam Üftade'nin
açık bir kerameti.)
Deyip, o üzümlerle
doldurdu o sepeti.
Sepeti omuzlayıp,
şükreyledi Allah'a.
Ve hızlı adımlarla,
yürüdü o dergaha.
Kuş gibi uçuyordu,
omuzunda o sepet.
Sanki dünya dolusu
bulmuş idi bir servet.
Kar, soğuk ve karanlık
gözü görmüyordu hiç.
Tutmuş dergah yolunu,
gidiyordu pür sevinç.
Az sonra, üzümleri ona
arzedecekti.
Üstadının gönlünü pek
sevindirecekti.
Bir Allah adamını
sevindirmek ne demek?
Dünyaları versen de, çok
zordur elde etmek.
O, bunları düşünüp
gidiyorken, bir ara,
Birden ayağı kaydı ve
düştü bir çukura.
Lakin çukur derindi,
çıkmak istedi, ancak,
Çok uğraştı ise de,
olamadı muvaffak.
Çaresizlik içinde çıkmak
için o yerden,
Kalben yardım istedi
Hazret-i Üftade’den.
O an çukur başında,
gördü bir ihtiyarı.
Elini uzatarak, çekti
onu yukarı.
Çıkınca, o kimseyi
göremedi bir daha.
Sepeti omuzlayıp, vasıl
oldu dergaha.
İçeri girdiğinde,
sürüyordu o sohbet.
Talebeler ettiler ona
gıbta ve hayret.
Üftade hazretleri,
buyurdu ki: (Evladım!
O çukurdan çıkmana sana
kim etti yardım?)
(Bilmiyorum) deyince,
buyurdu ki: (O yerden,
El uzatıp çıkmana,
Hızır'dı yardım eden.) |