|
18 - ABDÜLEHAD NURİ
(Kuddise Sirruh)
Önce sevmezdi, ama...
Körükçüzade diye, vardı
ki âlim bir zat,
Bu veliye, soğukluk
duyuyordu o bizzat.
Her gün, Süleymaniye
camiinde ders ve vâz,
Edip, islamiyet’i
ediyordu halka arz.
Lakin onun hakkında,
hakikate mugayir,
Kelamlar ediyordu
kötülüğüne dair.
Abdülehad Nuri’nin
talebeleri ise,
Bunları işiterek,
düşerlerdi yeise.
Onun bu sözlerinden
rahatsız olup gayet,
Onu, hocalarına
eyleyince şikayet,
Buyurdu: (Evlatlarım,
sabrediniz az daha.
Onun bu düşmanlığı,
dönüşecek dostluğa.)
Fazla zaman geçmemiş idi
ki, bu veli zat,
Dergahta, talebeye
ediyorken nasihat,
Buyurdu: (Biraz sonra,
Körükçüzade Hoca,
Bu dergahtan içeri
girecektir doğruca.)
İnanamıyorlardı
talebeler buna hiç.
Herbirinin kalbini,
sardı büyük bir sevinç.
Onun dediği gibi,
hakikaten az sonra,
Körükçüzade Hoca gelip
girdi huzura.
Bu büyük evliyanın eline
sarılarak,
Hürmet ile öptü ve
ağladı hıçkırarak.
Ona buyurdular ki:
(Malumumdur rüyanız.
Şimdi lütfen söyleyin ne
ise muradınız.)
Körükçüzade ise, arz
etti ki ona ilk:
(Efendim, kırk senedir
yaparım müderrislik.
Bunca yıl, camilerde
ederek her gün vaaz,
Resul’ün sünnetini hep
eyledim halka arz.
Lakin Resulullah'ın
mübarek nur cemali,
Görünmedi rüyada, dert
ettim ben bu hali:
Her gün onun dinine
hizmet eyledim de hep,
Ne için bu şereften
mahrum oldum ben acep?
Şeklinde düşünerek
yattığımda dün gece,
Gayet ruhaniyetli rüya
gördüm şöylece.
Bana nida etti ki rüyada
bir münadi:
Kalk da, Abdülehad'ın
dergahına git haydi!
Bu derdimin ilacı sizde
imiş efendim.
Bir himmet buyurun da,
hallolsun işbu derdim.)
Abdülehad Efendi eğilip
biraz ona,
Bir şeyler fısıldadı
gizlice kulağına.
Buna, Körükçüzade
sevinmişti begayet.
Gitti ve ertesi gün
yeniden etti avdet.
Dedi ki: (Ey efendim,
sevinçliyim bir nice.
Zira bu devlet ile
şereflendim bu gece.
Kırk yıldır bu şerefe
ermemişken malesef,
Sizin himmetinizle bu
gün oldum müşerref)
Soğukluğun yerine sevgi
doldu o kalbe.
Hatta o günden sonra,
oldu ona talebe. |