|
16 - AHMED-İ KUDDUSİ
(Rahmetullahi Aleyh)
Beytullahtan gelirim
Niğde-Bor kazasında
doğan bu mübarek zat,
Seksen yaşında iken, bu
yerde etti vefat.
Uzlet etti yıllarca,
Mekke ve Medine'de.
Çok riyazet eyledi,
mescid-i Nebevi'de.
Peygamber-i zişan'ın,
lütuf ve hitabına,
Mazhar olup, kavuştu
yüksek iltifatına.
Gelince kendisine,
ikaz-ı Peygamberi,
Niğde-Bor beldesine,
oradan döndü geri.
Lakin o döndüğünde,
Hicaz'dan tekrar Bor'a,
Din düşmanı olanlar,
azgın idi o ara.
Kurtulmak gayesiyle,
onların şerlerinden,
Onüç sene müddetle, hiç
çıkmadı evinden.
Kendisini sevenler,
evine geliyordu.
O, gelen kimselere ilim
öğretiyordu.
İşte bu günlerdeydi, bir
Cuma günü yine,
Dostlarından birisi,
geldi ziyaretine.
Oturup konuştular ve
ettiler çok sohbet.
Az sonra, Cuma vakti
yaklaşmıştı nihayet.
Lakin hiç telaş yoktu
Kuddusi Efendi’de.
Nihayet biraz sonra,
geldi ezan vakti de.
Misafir, kalkmak için
müsade isteyince,
Buyurdu ki: (İstersen,
gideriz beraberce.)
Fakat o, ısrar edip,
istedi yine izin.
Sonra kalktı ayağa,
Cumaya gitmek için.
Ahmed-i Kuddusi de,
buyurdu ki o zaman:
(Bekleseydin, beraber
gidecektik birazdan.
Madem ki sen acele
ediyorsun gitmeye,
Namazdan sonra tekrar,
beklerim seni eve.)
Ayrılıp gitti o zat,
namaz için nihayet.
Cumadan sonra yine, bu
eve etti avdet.
Gördü ki sofra hazır,
var çeşitli meyvalar.
Hem dahi ağacından yeni
kopmuş hurmalar.
Dedi: (Bu meyvaları
göremezdik burada.
Bahusus bu hurmalar, hiç
yetişmez bu Bor'da.
Nereden aldınız ki, yeni
kopmuş dalından.
Bunların esrarını, bana
da edin beyan)
Buyurdu ki, (Evladım,
haklısın, bu meyveler,
Bor'da bulunmaz, zira,
burada yetişmezler.
Beytullah'tan getirdim
gördüğün hurmaları.
Dalından yeni kopmuş,
satın aldım onları.
Sen dahi söz dinleyip,
gelseydin benim ile,
Beytullah'ta kılardın
Cumayı böylelikle.)
Bu zat buyuruyor ki:
(Kalp, Allah'a
mahsustur.
Onun muhabbetiyle bulur
rahat ve huzur.
Eğer ki meylederse,
Allah'tan gayrisine,
Hasta olmuş demektir,
bakmalı çaresine.
Allah adamlarının sözü
ve nasihati,
Söküp atar gönülden,
dünyaya muhabbeti.
Onların bir nazarı,
bulunmaz hazinedir.
Sözleriyle, kararmış
gönüller temizlenir.)
|