|
15 - ABDÜLFETTAH-I AKRİ
(Rahmetullahi Aleyh)
Üç büyükten biri
Abdülfettah-ı Akri,
evliyayı kiramdan.
Şiddetle kaçınırdı, her
günah ve haramdan.
Din ilmini tahsile
başladı küçük yaşta.
Ve Kur'an-ı kerim’i
ezberledi en başta.
Sonradan tefsir, hadis
ve fıkhı okumuştu.
Genç yaşında, kâmil bir
din âlimi olmuştu.
Zahiri ilimlerin yanında
bu Mübarek,
Tasavvuf yolunda da
istiyordu yürümek.
Bu yüksek arzusuna,
vasıl olayım diye,
Tâbi oldu Mevlana
Halid-i Bağdadi’ye.
Onun her bir emrine,
sıkı sarılıyordu.
Haram ve günahlardan,
şiddetle kaçıyordu.
Yegane istediği, şu idi
ki o zaman:
Bir an ayrılmayayım
üstadımın yanından
Dert ve sıkıntılara, çok
iyi sabrederdi.
Zorluklar karşısında,
hep göğsünü gererdi.
Hatta dert ve üzüntü
gelince kendisine,
Üzülmek şöyle dursun,
sevinirdi aksine.
Zira o diyordu ki: (Bu
dert ve sıkıntılar,
Rabbimden geldiğinden,
dert değil,
ihsandırlar.)
Hatta çok üzülürdü dert
gelmediği zaman.
Derdi ki: (Mahrum kaldım
Rabbimin ihsanından.)
Bunu bilen üstadı
Mevlana hazretleri,
Hep ona veriyordu, bütün
çetin işleri.
Onu gönderiyordu uzak
olan yerlere.
Hatta yaya olarak
gidiyordu her yere.
Zira yasaklamıştı bineğe
binmesini.
O da, teslim etmişti
üstada kendisini.
Bunun için hep yaya
giderdi uzaklara.
Zevk ile katlanırdı,
cümle sıkıntılara.
Bağdat'tan İstanbul'a,
yine yaya olarak,
İki defa gitmişti
herşeye katlanarak.
Onun her bir emrini,
hemen ifa etmesi,
Her zorluğa tahammül ve
rıza göstermesi,
Sayesinde kavuştu o
yüksek himmetine.
Ve girdi daha sonra,
hususi hizmetine.
Üstadının evine, rahat
girer çıkardı.
Ne hizmet gerekirse,
titizlikle yapardı.
Bu hususi hizmetler
sayesinde nihayet,
Yükselip, hocasından
aldı mutlak icazet.
O bir gün buyurdu ki:
(Olunuz mütevazi.
Siz tevazu ettikçe
yükseltir Allah sizi.
Kibirli olanları, ne kul
sever, ne Allah.
Kendisini, sadece kendi
sever mazallah.
Hadiste buyuruldu:
(İnsanların fenası,
Zor olandır yanına biraz
yaklaşılması.)
Eğer korkuluyorsa varmak
için yanına,
Bir felaket olarak, kâfi
gelir bu ona.
Siz öyle davranın ki,
kaçmasın kimse sizden.
Emin olsun insanlar, hem
el ve dilinizden.) |